· FikirPilot
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Osmaniye’de AK Parti il binasında düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin terör nedeniyle en az 2.3 trilyon dolar kaybettiğini söyledi. Doğrusu, bu kaybın yapılamayan tarım ve turizm ile gelmeyen yatırımları da kapsadığını belirten Yılmaz, en büyük…
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Osmaniye’de AK Parti il binasında düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin terör nedeniyle en az 2.3 trilyon dolar kaybettiğini söyledi. Bu kaybın yapılamayan tarım ve turizm ile gelmeyen yatırımları da kapsadığını belirten Yılmaz, en büyük kaybın ise insan olduğunu ifade ederek şehitlere rahmet, gazilere. Bu kaybın yapılamayan tarım ve turizm ile gelmeyen yatırımları da kapsadığını belirten Yılmaz, en büyük kaybın ise insan olduğunu ifade ederek şehitlere rahmet, gazilere ve şehit yakınlarına teşekkür etti.
Yılmaz, terörün demokrasi ve kalkınmanın önünde sınır oluşturduğunu, Türkiye’nin bugüne kadarki gelişmeleri teröre ve çeşitli engelleme girişimlerine rağmen gerçekleştirdiğini dile getirdi. Türkiye’nin “ayağındaki prangalardan” kurtularak Türkiye Yüzyılı’nı daha hızlı inşa etmesi gerektiğini belirten Yılmaz, bunun temelinin Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez, Alevi. Sünnilerin kardeşlik içinde yaşaması olduğunu söyledi.
AK Parti’nin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli sahada vatandaş, esnaf. AK Parti’nin yalnızca seçim dönemlerinde değil, sürekli sahada vatandaş, esnaf ve toplumun farklı kesimleriyle buluştuğunu aktaran Yılmaz, politikaların milletin talepleri doğrultusunda şekillendirildiğini kaydetti. “Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge” hedefini yineleyen Yılmaz, Meclis’te tüm partilerin katılımıyla komisyon kurulduğunu ve 467 oyla kanun çıkarıldığını, çalışmaların başladığını açıkladı.
Açıklama, terör meselesini yalnızca güvenlik harcamaları ve can kayıplarıyla değil, kullanılamayan ekonomik kapasiteyle birlikte ele alan bir çerçeve sunuyor. Bu yaklaşım, özellikle tarım, turizm ve yatırım alanlarında karar alan kesimler açısından güvenlik koşullarının kalkınma politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor. Meclis’te farklı partilerin katılımıyla yürütülen komisyon çalışması, konunun hükümet politikası sınırlarını aşarak parlamenter zemine taşındığına işaret ediyor. Ancak açıklamalarda, bu sürecin sahada hangi adımlarla uygulanacağı, ekonomik kayıpların nasıl telafi edileceği ve toplumsal uzlaşmanın nasıl korunacağı konusunda ayrıntı bulunmuyor. Böylece tartışmanın ağırlık merkezi, hedefin ilanından bu hedefi somut ve kapsayıcı politikalara dönüştürme aşamasına kayıyor.