· Televizyon Gazetesi - Oyuncu Biyografi
Çağdaş Onur Öztürk, 16 Ağustos 1979 tarihinde Sivas’ta doğmuştur. Türk dizi, sinema ve tiyatro oyuncusudur.
Çağdaş Onur Öztürk, 16 Ağustos 1979 tarihinde Sivas’ta doğmuştur. Türk dizi, sinema ve tiyatro oyuncusudur. Adı: Çağdaş Onur Öztürk Doğum Tarihi: 16 Ağustos 1979 Doğum Yeri: Sivas Boyu: 1.81 m. Boyu 1.81 metredir, kilosu 74 kilodur. Kilosu: 74 kilo Burcu: Aslan Göz Rengi: Kahverengi Saç Rengi: Siyah Çocuğu: Aden Öztürk Instagram: https://www.instagram.com/cagdasonurozturk/ Eğitim hayatı: Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde okurken fakültenin tiyatro kulübünde faaliyet gösterdi. Bir oğlu vardır: Aden Öztürk. Kilosu: 74 kilo Burcu: Aslan Göz Rengi: Kahverengi Saç Rengi: Siyah Çocuğu: Aden Öztürk Instagram: https://www.instagram.com/cagdasonurozturk/ Eğitim hayatı: Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde okurken fakültenin tiyatro kulübünde faaliyet gösterdi.
Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde okurken fakültenin tiyatro kulübünde faaliyet gösterdi. Üniversiteyi bitirdikten sonra askerliğini yaptı ve kısa bir süre bir ilaç firmasında temsilcilik yaptı. Sonra Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Bölümü’ne girdi ve mezun oldu.
Oyunculuğa karar verme sürecini şöyle anlatıyor: Ege Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı bölümünde okurken sınıf arkadaşlarının telkinleriyle amatör tiyatroya başladı ve oyunculuk sevdası o zaman başladı. 'Önüme başka bir dünya açıldı ve ‘Ben neden bu işi yapmıyorum?’ sorusunu sordum kendime. Peyzaj okuyordum. O zamana kadar küçük küçük okul tiyatrolarında rol almıştım ama ilgi görmemiştim. Peyzaj bölümünü bitirdim. Sonra askere gittim, geldim, 23 yaşımdaydım ilaç mümessilliği yaptım dokuz ay. Hâlâ oyunculuğa adım atamamıştım. En sonunda konservatuvara girdim, 26 yaşımdaydım. Yaş sınırı olmayan iki okuldan birine, Anadolu Üniversitesi Tiyatro Bölümü’ne girdim. Okurken dizilerde de oynamaya başladım. O dönem gitar çalarak para kazandım ve okudum. O yaşta aileden yeniden okuyorum diye para isteyecek halde değildim. Fakir bir ailenin çocuğuydum çünkü. Okuduğum sürece yedi kişi aynı evde yaşıyorduk. Okul bittiğinde cebimde 500 TL param vardı ve bu işin yapıldığı yer İstanbul’du. Oraya gitmem gerekiyordu. İstanbul’a da iki kez gelmiştim hayatımda. Tanıdığım bir iki kişi vardı. İstanbul’a geldim. Bir ajansa kaydoldum. Birkaç hafta sonra küçük küçük işler gelmeye başladı. Zaman ilerledikçe, çaba harcadıkça, işlerim yoluna girdi.'
Televizyon macerasına 2008 yılında Gazi dizisiyle başladı. Kuzey Güney dizisinde canlandırdığı Barış Hakmen karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.
Fotoğraf çektirmekten ve röportaj vermekten çok hoşlanmıyor. İş dışındaki vakitlerini evde geçirmeyi seviyor. 'Popüler bir iş yapıyoruz; evet ama ben bunları minimumda tutmaya çalışıyorum. Beni dışarıda göremezsiniz, ben ev seven bir insanım. Evde oturup film izlerim, kitap okurum. Dışarıdaki o popüler hayattan kendimi korumak için elimden geleni yapıyorum.' diyor.
Ünlü olmak çok hoşlandığı bir duygu değil. 'Ne kadar ün, o kadar yalnızlık. Hayatımın o ‘ünlü’ döneminde az daha kayboluyorum aslında. O ilgi büyüleyip içine çekebilirdi beni. Ama şükür ki olmadı. Sorgulayarak, hızdan hırstan uzaklaşarak, biraz durarak sakinleşerek, sonunda dengede durmaya çalışarak baş ettim bu durumla.' şeklinde düşüncelerini aktarıyor.
2016 yılında Diriliş: Ertuğrul dizisi çekimleri sırasında ölümcül bir kaza geçirdi, attan düştü ve yüzündeki kemikler dahil onlarca kırıkla yoğun bakıma girdi. İyileşmesi üç ay sürdü. O sırada oyunculuk yapıp yapamayacağı gelgitleriyle yaşadı. 'At binmeyi bilmiyordum. Bir hazırlık sürecindeydik kaza olduğu esnada. Ama o zamana kadar, çok iyi ata bindiğim konusunda övgüler alıyordum. Daha önce binmediğim bir at verildi o gün bana. Anladım ki ata makine muamelesi yapıyormuşum. O bir canlı, onunla iletişim kurman gerekiyor, hep aynı ata binmen lazım ki sana alışsın. Bunları hep sonradan anladım. Ata bindiğimin 12. günüydü kaza geçirdiğimde. Bir mıcır yığınının içine girdik atla birlikte. En son hatırladığım şey, her şeyin yavaşlaması. Ve bir anda kesildi. Gözümü açtığımda hastanedeydim, ameliyata alınmak üzereydim. Çok yüksek doz ağrı kesiciler vermişlerdi, o yüzden hiçbir his yoktu. Omzum parçalandı, vidalarla yerine kondu. Bileğimde, yüzümün sol tarafında elmacık kemiğimde kırıklar vardı. Orada da vidalar var. Sol gözüm tamamen kapanmıştı. Şu an iyi durumdayım ama bir ara hiç düzelmeyecek zannediyor, ‘Tamam oyunculuk bitti benim için. Başka bir iş bakmam lazım’ diyordum. Ama çok şükür geçti. Doktorlarım Metin Uzun, Şükrü Yazar ve Nur Acar çok iyiydi, Tamamen estetik operasyonlar yaptılar. Gözümün içinden girerek, dişin üstünden girerek operasyon yaptılar, yüzüm zarar görmesin diye. İyileşme sürecinde hayata bakış açımda da tam bir dalgalanma oldu. ‘Bu iş bitti, berbat görünüyorsun’ noktasından, ‘Yoo çok iyiyim’ noktasına dalgalanıp durdum. Ameliyat sonrası iyileşme sürecinde yüzüm kötüydü. Zayıflamıştım. Ve her şeyden öte mental olarak bitik vaziyetteydim. Ama geçti çok şükür. Oğlum beş aylıktı henüz. Eşim çok güçlü bir kadın onu anladım.'
İlk sinema filmi Tut Sözünü’dür. Özel hayatı ile gündeme gelmeyi sevmiyor, bu nedenle mümkün olduğunca magazinden uzakta yaşamayı tercih ediyor. 'Ben kendimi açtıkça insanlar yaşamımı dürtme cesareti buluyor kendinde. Ama ailemi, kendimi buna karşı korumam lazım. O zaman ortalıklarda olmazsam, bu durumda olmam. Bilinirliğinle doğru orantılı oyunculuk yapıyoruz bir taraftan da. Ne kadar hatırlatırsan kendini, o kadar iş bulabiliyorsun. Ama o kadar çok iş bulmak istemiyorum. Yolda yürüyemeyen, pazar alışverişi yapamayan insan olmak istemiyorum. Beşiktaş benim mahallem, burada özgürce gezerim, eşim mahalle esnafı için ‘yenge’dir. Oğlum Aden’i de komşu olduğumuz için tanırlar. Böyle çok güvende hissediyorum kendimi. Diğer türlü yalnız ve güvensiz hisseder insan. Kimin ne için yanında olduğunu bilmezsen, yalnızlaşır ve paranoyaklaşırsın.' diyor.
Oyunculuğu başlarda çok severek yapmıyordu ancak daha sonra mesleğine aşkla bağlandı. 'Başlarda ‘Ben bu işi yapabilecek miyim? Yapabiliyor muyum?’ diye çok sorguladım kendimi. Sonra olduğunu, izleyiciyi ikna edebildiğimi fark ettim. Mesela Kuzey Güney’de oynarken, ben Barış Hakmen gibi bir adam değilim ama insanlar öyle sanıyordu. O zaman, ‘Bir başarı var ortada’ dedim kendi kendime. Şu anda çok keyif alıyorum. Kendimi küçük görmekten bir anda kurtuldum ve oyunculuktan zevk almaya başladım. Ama bu, ileride mesleği bırakamayacağım anlamına da gelmez. Çünkü değişime inanıyorum, herkes, her şey değişebilir. Dolayısıyla tutkuyla bağlı olduğum meslekten bir gün vazgeçebilirim. Gücüm varsa, sağlıklı olursam her şeyi yapabilirim. Şu anda keyifliyim, inşallah böyle devam eder.' şeklinde konuştu.
2016 yılında sette geçirdiği kazadan sonra kariyerinin bitme noktasına geldiğini düşündü. 'Görünüşüyle iş yapan birinin, anlık bir olayla kariyerinin bitme noktasına gelmesi kolay değil. O acıyı çok yaşadım çünkü pamuk ipliğine bağlı olduğunu idrak ettim. Ama hayat da böyle zaten. Her şey bir anlık. İşimi çok sevdiğimi hatırladım en sonunda. Başka insanları oynamak, onların hayatına kendi benliğimden yaptığım derin bir bakış, buna bayılıyorum ve hep farklı karakterleri canlandırmak istiyorum.' dedi.
Kadında en çekici bulduğu özellik iyiliktir. 'Ben insanların içine bakmayı seviyorum. Kötü ruhlu insanı sevmiyorum. Ben o insanın saflığı, temizliği, kendini ne kadar gerçekleştirdiğiyle ilgileniyorum. Kendini gerçekleştirmiş bir kadın bence çok çekicidir. Güzellik biraz da insanın bakışlarında. Ben o göz parlamalarından etkileniyorum. Bir kadının güzelliği, bacakları, memeleri hiç umurumda değil.' ifadelerini kullandı.
Bir kadının güzelliği, bacakları, memeleri hiç umurumda değil.” Çağdaş Onur Öztürk TV Dizileri 2026 – Daha 17 – Serhat 2026 – Yaz Evi – (Açıklanacak) Gizli Bahçe (2024) – Aziz Cem (NOW) Ömer (2023-2024) – Nevzat (Star TV) Sipahi (2022-2023) – Yusuf (Show TV) Sevmek Zamanı (2022) – Taner (atv) Akrep (2021) – Ahmet Avlu (2018-2019) – Oktay (Star TV) Yuvamdaki Düşman (2018) – Kemal (Show TV) Çember: 13. Adım (2017) – Mehmet, Diriliş Ertuğrul (2016-2017) – Vasilyus, Kış Güneşi (2016) – Bora, Yaz’ın Öyküsü (2015) – Tunç, Aşktan Kaçılmaz (2014) – Ali, Düşler ve Umutlar (2014) – Çakı, Böyle Bitmesin (2013) – Atilla, Kuzey Güney (2011-2013) – Barış Hakmen, Sakarya Fırat (2009-2011) – Hasan Turna, Doğruluk Ekseni (2008) – Doğan, Gazi (2008) – Akın.
Sarmaşık başta olmak üzere, Tut Sözünü, Kendime İyi Bak ve 2024 yılında vizyona giren Hatıran Yeter, Cadı ve Kardeş Takımı 2 oyuncunun yer aldığı en önemli projelerdendir.
Prens dizisinde Thenio karakterini canlandırmıştır. Rol aldığı Sarmaşık filmi, Antalya Altın Portakal Film Festivali, Adana Altın Koza Film Festivali ve sayısız uluslararası festivalden “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen” ve “En İyi Senaryo” gibi ödüllerle dönmüştür. Keza Kuzey Güney ve Avlu dizileri de yayınlandıkları dönemlerde tüm ödül törenlerini domine eden yapımlar olmuştur.
Çağdaş Onur Öztürk evlidir ve oğlu Aden Öztürk’tür. Özel hayatının mahremiyetine büyük önem verir, zamanının çoğunu ailesine ayırır. 2026 yılında Daha 17 dizisinde Serhat karakteriyle oynamaya devam etmekte, ayrıca Yaz Evi projesinde yer alacaktır.
Kaynak: Televizyon Gazetesi - Oyuncu Biyografi · Derleyen: Elif Aktürk