Bitkiler adaptasyon yeteneğini kaybediyor

· Dünya Gazetesi

Bitkiler adaptasyon yeteneğini kaybediyor

İklim değişikliği ve hızla azalan tozlayıcı popülasyonları, küresel ekosistemi ve 1.5 trilyon dolarlık tarımsal üretimi evrimsel bir yol ayrımına zorluyor. Zaten, michigan Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırma, bitkilerin değişen iklim koşullarına uyum sağlamak yerine hayatta…

Dünya genelinde iklim krizi ve biyoçeşitlilik kaybı, biyosferin dengesini her geçen gün daha fazla sarsıyor. Küresel ölçekte gıda arzının yüzde 35'i doğrudan tozlayıcı canlıların varlığına bağlıyken, arı. Küresel ölçekte gıda arzının yüzde 35'i doğrudan tozlayıcı canlıların varlığına bağlıyken, arı ve böcek popülasyonlarındaki keskin düşüş ekosistem üzerinde devasa bir ekonomik baskı oluşturuyor.

Günümüzde küresel tarımsal ekonominin yaklaşık 1.5 trilyon dolarlık kısmı doğrudan veya dolaylı olarak tozlaşma süreçlerine dayanıyor. Ancak küresel ısınma nedeniyle sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1.2 derece artması. Tozlayıcı popülasyonlarının son otuz yılda yüzde 40'a varan oranlarda azalması, bitki krallığını daha önce görülmemiş bir evrimsel ikilemle karşı karşıya bırakıyor.

Bitkiler bir yandan kuraklık ve sıcaklık baskısına uyum sağlamak için erken çiçeklenme gibi iklimsel adaptasyon mekanizmaları geliştirmek zorundayken. Diğer yandan nesillerini sürdürebilmek için sayıları hızla azalan tozlayıcı böcekleri cezbetmek zorunda kalıyor. Michigan Üniversitesi bünyesinde gerçekleştirilen son araştırma, flora dünyasının bu çetin mücadelede iklim uyumunu ikinci plana atarak tüm genetik yatırımı tozlayıcıları çekmeye yönlendirdiğini. Evrimsel bir çıkmaza girdiğini kanıtlıyor.

İklim baskısına yanıt verme kabiliyeti durma noktasında Araştırmacılar, doğada sıkça rastlanan. İklim baskısına yanıt verme kabiliyeti durma noktasında Araştırmacılar, doğada sıkça rastlanan ve tarımsal alanlarda yaban hayatın tipik bir göstergesi kabul edilen sabah sefası (Ipomoea) bitkilerini mercek altına aldı. Sadece dokuz yıllık bir zaman diliminde gerçekleştirilen gözlemler, bitki popülasyonlarının iklim değişikliklerine karşı gösterdiği adaptasyon oranının yüzde 96 gibi dramatik bir seviyede gerilediğini ortaya koydu. Bu durum, bitkilerin iklim baskılarına yanıt verme kabiliyetinin neredeyse tamamen durma noktasına geldiğini gösteriyor.

Genetik analizler, bitki popülasyonlarının aslında uyum sağlamak için yeterli genetik çeşitliliğe ve 'ham maddeye' sahip olduğunu gösteriyor. Ancak bitkiler, evrimsel yakıtlarını iklim krizine karşı direnç geliştirmek yerine, daha büyük çiçekler açarak azalan böcekleri çekmek için harcıyor. Bu stratejik tercih, flora dünyasının gelecekteki aşırı hava olaylarına karşı savunmasız kalmasına yol açıyor.

Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Michigan Üniversitesi Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Bölümü'nden Profesör Regina Baucom, sürecin karmaşık dengesine dikkat çekerek. "Tozlayıcı baskısı daha büyük çiçekleri güçlü bir şekilde desteklediği için, bu bağlantı popülasyonun diğer seçilim baskılarına ne kadar verimli bir şekilde yanıt verebileceğini sınırlandırabilir. Bunun nihayetinde yabani otun çiftçiler için daha büyük veya daha küçük bir sorun olup olmayacağını tahmin etmek zor. Bu öngörülemezlik de hikayenin bir parçası" dedi.

Baucom, yavaşlamanın potansiyel olarak faydalı iki özellik arasındaki evrimsel bir çatışmadan kaynaklandığını vurgulayarak. "Bitkinin evrimsel yakıtı tükenmiyor aksine, iklim adaptasyonu pahasına da olsa, tozlayıcıları çekmeyi destekleyen bir yörüngeye giderek daha fazla kilitleniyor" diye ekledi.

Çalışma, Toronto Üniversitesi araştırmacısı John Stinchcombe ile iş birliği içinde ve yakın zamanda doktora derecesi alan Sasha Bishop liderliğinde yürütüldü. Ekip, insan kaynaklı küresel değişimin evrimi nasıl şekillendirdiğini anlamaya yönelik geniş kapsamlı bir projenin parçası olarak doğal popülasyonları incelemeye devam ediyor.

Sabah sefası bitkisi ekolojik araştırmalarda model bir organizma olarak kullanılsa da. Küresel tarım sektöründe çiftçiler için mücadelesi en zorlu yabani otlardan biri olarak kabul ediliyor. Bitkinin iklim baskıları ile tozlayıcı çekme özellikleri arasında kurduğu evrimsel bağ, tarımsal mücadele stratejilerini altüst edebilir. Çiçek boyutunun büyümesi ve çiçeklenme zamanlamasının değişmesi, yabani otların tarlalardaki yayılım hızını. Çiçek boyutunun büyümesi ve çiçeklenme zamanlamasının değişmesi, yabani otların tarlalardaki yayılım hızını ve herbisitlere (yabani ot ilaçlarına) karşı direncini öngörülemez hale getiriyor. Bu durum, yıllık 100 milyar doları aşan küresel rekolte kayıplarının. Bu durum, yıllık 100 milyar doları aşan küresel rekolte kayıplarının ve yabani ot mücadele maliyetlerinin önümüzdeki dönemde daha da katlanabileceğine işaret ediyor.

Dünyadaki çiçekli bitki türlerinin yüzde 90'ından fazlası üremek için hayvan ve böcek tozlaşmasına ihtiyaç duyuyor. Ancak pestisit kullanımı, habitat kaybı ve iklim değişikliği nedeniyle arı, kelebek ve sinek popülasyonları her yıl ortalama yüzde 1.2 oranında geriliyor. Avrupa genelinde uçan böcek kütlesinde son 30 yılda yüzde 75'in üzerinde bir azalma kaydedildi. Böceklerin azalması bitkileri daha büyük, daha çekici ve daha fazla nektar üreten organlar geliştirmeye zorlarken, bitkilerin harcadığı bu ek enerji, kuraklık. Böceklerin azalması bitkileri daha büyük, daha çekici ve daha fazla nektar üreten organlar geliştirmeye zorlarken, bitkilerin harcadığı bu ek enerji, kuraklık ve yüksek sıcaklık dirençlerinden feda edilmesine neden oluyor. Ekosistemdeki bu uyumsuzluk, gıda zincirinin en alt tabakasından başlayan bir domino etkisini tetikliyor.