· Dünya Gazetesi
BIS Genel Müdürü Pablo Hernández de Cos, yapay zekâ yatırımlarının 2030’a kadar 4 trilyon dolara yaklaşabileceğini belirterek borçlanma, yüksek değerlemeler. Aşırı yatırımın finansal sistemde sert bir düzeltme riskini büyüttüğünü söyledi.
De Cos, Mumbai'de düzenlenen Global Fintech Fest 2026'da yaptığı konuşmada veri merkezlerinden yarı iletkenlere. De Cos, Mumbai'de düzenlenen Global Fintech Fest 2026'da yaptığı konuşmada veri merkezlerinden yarı iletkenlere, bulut altyapısından donanıma kadar uzanan yapay zekâ yatırımlarının dünya ekonomisinde makro ölçekte önem kazandığını belirtti.
BIS'in ortaya koyduğu tabloya göre dünyanın en büyük beş teknoloji şirketinin yalnızca 2025. 2026 yıllarındaki yapay zekâ bağlantılı sermaye harcamalarının toplamı 1 trilyon doların üzerine çıkacak.
Sektördeki beklentiler ise bunun başlangıç olduğunu gösteriyor. Bugün yaklaşık 500 milyar dolar seviyesinde bulunan küresel yapay zekâ yatırımlarının 2030 yılına kadar 3 ila 4 trilyon dolara ulaşabileceği öngörülüyor.
Ancak yatırım miktarı kadar paranın nereden geldiği de önem kazanıyor. Büyük teknoloji şirketlerinin sermaye harcamaları nakit akışlarının önüne geçerken yapay zekâ yatırımlarında borçlanma ve özellikle özel kredi kullanımının payı yükseliyor.
Bu değişim, sektörün büyümesinin yalnızca şirketlerin mevcut kazançlarıyla değil. Bu değişim, sektörün büyümesinin yalnızca şirketlerin mevcut kazançlarıyla değil, gelecekte çok yüksek gelir elde edileceği beklentisi üzerine alınan borçlarla da finanse edilmeye başladığını gösteriyor.
De Cos'un en dikkat çekici uyarılarından biri, bugünkü yatırım yarışının geçmişte büyük teknolojik dönüşümlerin ardından yaşanan yatırım patlamalarıyla benzerlik göstermesi oldu.
1830'lardaki kanal yatırımları, 1840'lardaki İngiliz demiryolu çılgınlığı, 1920'lerdeki elektrifikasyon hamlesi ve 1990'ların sonundaki internet şirketleri yükselişi önemli teknolojik dönüşümlere dayanmıştı. Ancak bu dönemlerin tamamında yatırımlar bir noktada ekonomik getirilerin taşıyabileceğinden daha hızlı büyüdü.
BIS'e göre benzer bir risk bugün yapay zekâ sektöründe de bulunuyor. Şirketler arasındaki yoğun rekabet, rakibin gerisinde kalmamak amacıyla ekonomik olarak gerekenden fazla yatırım yapılmasına yol açabilir.
Yapay zekâ yatırımlarından beklenen gelirlerin gerçekleşmemesi halinde sermaye harcamalarında sert bir geri çekilme yaşanması. Yapay zekâ yatırımlarından beklenen gelirlerin gerçekleşmemesi halinde sermaye harcamalarında sert bir geri çekilme yaşanması ve bugünkü yatırım patlamasının tersine dönmesi ihtimali bulunuyor.
Finansal sistem açısından diğer sorun ise yapay zekâ şirketleri arasındaki para akışlarının giderek karmaşıklaşması. Çip üreticileri ve büyük bulut şirketleri bazı yapay zekâ girişimlerine yatırım yaparken aynı şirketler yatırım aldıkları gruplardan çip. Çip üreticileri ve büyük bulut şirketleri bazı yapay zekâ girişimlerine yatırım yaparken aynı şirketler yatırım aldıkları gruplardan çip ve hesaplama kapasitesi satın alıyor.
Bu yapı, şirketler arasındaki finansal bağlantıların güçlenmesine ve yatırımların gerçek ekonomik değerinin ölçülmesinin zorlaşmasına neden olabiliyor.
Borsalarda yapay zekâ şirketlerinin değerlemelerinin yüksek seviyelere çıkması da olası bir düzeltmenin etkisini büyütebilir. Hanehalklarının hisse senedi varlıklarının geçmiş dönemlere göre daha yüksek olması. Hanehalklarının hisse senedi varlıklarının geçmiş dönemlere göre daha yüksek olması, piyasalarda yaşanacak sert bir değer kaybının tüketim üzerinden ekonominin geneline daha hızlı yayılmasına yol açabilir.
BIS, yapay zekâ patlamasının mutlaka bir balonla sonuçlanacağını söylemiyor. Ancak yatırımın büyüklüğü, artış hızı ve bugünkü değerlemelerin gelecekte elde edilmesi beklenen yüksek kazançlara dayanması nedeniyle ihtiyatlı olunması gerektiğini vurguluyor.
Yapay zekânın ekonomi üzerindeki etkisi yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı değil. BIS'in değerlendirmesine göre üretken yapay zekâ bazı görevlerde verimliliği yüzde 10 ile yüzde 65 arasında artırabilirken. BIS'in değerlendirmesine göre üretken yapay zekâ bazı görevlerde verimliliği yüzde 10 ile yüzde 65 arasında artırabilirken, çalışma süresinde yüzde 20 ile yüzde 50 arasında tasarruf sağlayabiliyor.
Buna karşılık teknoloji özellikle rutin bilişsel görevlerde çalışanların yerini alma potansiyeli taşıyor. Müşteri hizmetleri, programlama ve idari işlerde istihdam kaybına ilişkin ilk işaretlerin ortaya çıkmaya başladığı belirtiliyor.
Şirketlerin yaklaşımı da bu dönüşümün hızlanabileceğine işaret ediyor. Son şirket toplantılarından elde edilen bulgulara göre firmaların yaklaşık yüzde 80'i üretim süreçlerini otomatikleştirme. Son şirket toplantılarından elde edilen bulgulara göre firmaların yaklaşık yüzde 80'i üretim süreçlerini otomatikleştirme ve insan emeğinin yerine teknoloji kullanımını artırma planlarını gündemine almış durumda.
De Cos'a göre asıl mesele yapay zekâya direnmek değil, çalışanları değişime hazırlamak. Yeniden eğitim ve yeni beceriler kazandırılması, yapay zekânın insan emeğinin yerine geçmesi yerine çalışanların üretkenliğini artırmasını sağlayacak en önemli unsurlardan biri olarak görülüyor.