Birleşik Krallık’ta ayrılık baskısı büyüyor, üç lider referandum masasına oturuyor

· Dünya Gazetesi

Birleşik Krallık’ta ayrılık baskısı büyüyor, üç lider referandum masasına oturuyor

İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın anayasal değişim isteyen liderleri pazartesi Cardiff’te buluşacak. Zirvede kendi kaderini tayin hakkı, referandumlar, ekonomi, enerji ve Avrupa ile ilişkileri kapsayan ortak bir metin imzalanması bekleniyor.

İskoçya Başbakanı John Swinney, Galler Başbakanı Rhun ap Iorwerth ve Kuzey İrlanda Başbakanı Michelle O'Neill'in katılacağı toplantıya Sinn Fein lideri Mary Lou McDonald'ın da dahil olması bekleniyor. Görüşmenin sonunda tarafların siyasi ve ekonomik iş birliğini kapsayan bir mutabakat metnine imza atması planlanıyor.

Cardiff buluşmasını önceki girişimlerden ayıran en önemli gelişme, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda yönetimlerinin aynı dönemde Birleşik Krallık'ın mevcut anayasal yapısının değiştirilmesini savunan siyasi hareketlerin kontrolünde bulunması.

İskoçya'da SNP bağımsızlığı savunurken, Galler'de mayıs seçimlerinden güçlenerek çıkan Plaid Cymru ülkenin geleceğinin Galler halkı tarafından belirlenmesini istiyor. Kuzey İrlanda'da ise Sinn Fein, İrlanda Cumhuriyeti ile birleşme hedefini siyasi programının merkezinde tutuyor.

Bu tablo, Londra üzerindeki baskının üç farklı cephede aynı anda yükselmesine yol açıyor. Ancak süreçlerin hukuki yapısı aynı değil. İskoçya ve Galler açısından bağımsızlık tartışılırken, Kuzey İrlanda'nın statüsü 1998 tarihli Good Friday Anlaşması ile oluşturulan ayrı bir mekanizmaya bağlı bulunuyor.

Cardiff'te imzalanması beklenen metnin yalnızca referandum taleplerinden oluşması beklenmiyor. Görüşmelerde ekonomi, enerji, Avrupa ve uluslararası iş birliği ile kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere dört ana alanın öne çıkacağı belirtiliyor.

Özellikle Galler yönetiminin vergi ve harcama yetkilerinin artırılması yönündeki talepleri ekonomik tartışmanın merkezinde bulunuyor. Plaid Cymru ayrıca açık deniz rüzgar santrallerinin bulunduğu deniz tabanı dahil Crown Estate varlıklarından elde edilen gelirlerin Londra yerine Galler'e aktarılmasını istiyor.

Bir diğer tartışma ise Birleşik Krallık ülkeleri arasındaki kamu harcamalarının belirlenmesinde kullanılan Barnett Formülü. Galler tarafı mevcut yapının değiştirilmesini ve Cardiff yönetimine daha geniş mali yetkiler verilmesini savunuyor.

Enerji gelirlerinin nasıl paylaşılacağı ise yalnızca Galler açısından değil, Kuzey Denizi'ndeki enerji kaynakları nedeniyle İskoçya açısından da bağımsızlık tartışmalarının uzun süredir en önemli ekonomik başlıklarından biri.

Cardiff zirvesinin bir başka dikkat çekici ayağını Avrupa Birliği ile ilişkiler oluşturuyor. Tarafların, ülkelerinin geleceğinin Avrupa ile daha yakın ilişkiler içinde olması gerektiği konusunda ortak bir yaklaşım ortaya koyması bekleniyor.

İskoçya ve Galler'deki bağımsızlık yanlısı hareketler, Birleşik Krallık'tan ayrılmaları halinde Avrupa Birliği üyeliğini yeniden gündeme getirmeyi savunuyor. Kuzey İrlanda açısından ise senaryo farklı. İrlanda Cumhuriyeti ile birleşme gerçekleşirse bölge yeniden Avrupa Birliği sınırları içerisinde yer alacak.

Brexit referandumunda da ülkeler arasında ciddi görüş ayrılığı ortaya çıkmıştı. İskoçya ve Kuzey İrlanda seçmenlerinin çoğunluğu Avrupa Birliği'nde kalmak isterken Birleşik Krallık genelinde sandıktan ayrılık kararı çıkmıştı. Cardiff'te kurulacak iş birliği bu nedenle anayasal tartışmanın yanında Brexit sonrasındaki ekonomik ve siyasi düzeni de yeniden gündeme taşıyor.

Tartışmanın yeniden hızlanmasında İngiltere Başbakanı Andy Burnham'ın parlamentodaki son açıklamaları etkili oldu. Burnham, Kuzey İrlanda'da kamuoyunda açık bir çoğunluk oluşması durumunda referandum konusunun değerlendirilmesi gerektiğini söylerken. İskoçya için de benzer bir ilkenin geçerli olduğunu ifade etti.

Bu sözler İskoçya'da yeni bir bağımsızlık referandumunun önünün açılabileceği şeklinde yorumlandı. John Swinney bunun ardından Londra yönetimine başvurarak referandum yapılmasını sağlayacak hukuki mekanizmanın oluşturulması için görüşme çağrısında bulundu.

Burnham daha sonra hükümetinin mevcut dönemde yeni bir İskoçya bağımsızlık referandumunu desteklemediğini ve böyle bir oylamanın gündemde olmadığını vurguladı. Böylece Londra ile Edinburgh arasındaki görüş ayrılığı kapanmak yerine daha görünür hale geldi.

Kuzey İrlanda'da ise durum farklı bir hukuki zemine dayanıyor. Good Friday Anlaşması, çoğunluğun Birleşik Krallık'tan ayrılarak birleşik İrlanda yönünde oy verme ihtimalinin oluştuğu değerlendirilirse referandum yapılabilmesine imkan tanıyor.

Cardiff toplantısının hemen ardından bağımsızlık yönünde somut bir takvim çıkması beklenmese de İskoçya, Galler. Kuzey İrlanda liderlerinin ilk kez bu ölçekte ortak bir siyasi çerçeve oluşturması Londra için yeni bir baskı alanı yaratıyor. Ekonomi, enerji gelirleri, Avrupa Birliği ve vergi yetkilerinin aynı metinde referandum talepleriyle birleşmesi, tartışmanın yalnızca siyasi sınırlarla sınırlı kalmayacağını gösteriyor.