· Cumhuriyet
CHP’de İstanbul il başkanlığı yapmış, parti meclisi üyeliğinde bulunmuş, İstanbul milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’yi kaybettik.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Bir Jöntürkün ardından - Yunus Emre Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Olaylar Ve Görüşler Son Köşe Yazıları Bir Jöntürkün ardından - Yunus Emre 14.09.2026 04:00 Güncellenme: 14.09.2026 04:00 Takip Et: CHP'de İstanbul il başkanlığı yapmış, parti meclisi üyeliğinde bulunmuş, İstanbul milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci'yi kaybettik. CHP’de İstanbul il başkanlığı yapmış, parti meclisi üyeliğinde bulunmuş, İstanbul milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’yi kaybettik.
Onu 18 yaşındayken tanıdım. CHP Bakırköy İlçe Örgütü'ne yeni üye olmuştum. Her ayın ilk cumartesi günü üyelerin katılımıyla bir örgüt toplantısı yapıldığını öğrendim. Büyük bir heyecanla ilk toplantıya gittim. O gün, Bakırköy'ün eski ilçe başkanlarından, İstanbul il başkanlığı yapmış. O sırada parti meclisi üyesi olan Ahmet Güryüz Ketenci'nin de bir parti büyüğü olarak toplantıya katılacağı söylendi.
Karşımızda boylu poslu, son derece şık giyimli, belirgin Karadeniz aksanıyla konuşan ama Türkçeye hâkimiyeti. Karşımızda boylu poslu, son derece şık giyimli, belirgin Karadeniz aksanıyla konuşan ama Türkçeye hâkimiyeti ve kelimelerini seçmedeki özeni hemen fark edilen güçlü bir hatip vardı. Üstelik son derece karizmatikti.
Onu biraz dinledikten sonra 1960 Nisan öğrenci hareketlerinin önemli önderlerinden biri olduğunu anladım. Daha sonra, 12 Mart döneminde Madanoğlu davası nedeniyle takibata uğradığını da öğrenecektim. Kendi kendime, "Evet, buldum" dediğimi anımsıyorum.
18 yaşında, siyasete yeni adım atan bir genç olarak ilk öğretmenlerimden biri karşımdaydı.
Doğrusu, Ketenci'de de öğretmenlik hevesi vardı. O günden sonra birçok kez konuştuk, uzun uzun sohbet ettik. Ama bunlar hiçbir zaman iki siyasetçinin sıradan sohbetleri olmadı. Daha çok, yılların deneyimini taşıyan bir siyasetçinin genç bir parti üyesine verdiği dersler, öneriler ve yol göstermelerdi.
Konuşması başlı başına bir olaydı. Ketenci konuştuktan sonra kürsüye çıkan herkes biraz eziklik yaşardı. Sesini kullanışı, cümlelerini kuruşu, vurguları, kelime seçimi. . Öyle etkiliydi ki yıllar içinde onun gibi konuşabilmek için Ketenci'nin üslubunu, hatta ses tonunu taklit eden insanlara bile rastladım. Ama Ahmet abiyi yalnızca iyi bir hatip yapan şey hitabet yeteneği değildi. Arkasında büyük bir kültür birikimi vardı.
Edebiyata ve tarihe özel bir merakı bulunuyordu. Evinde farklı odalarda farklı kitaplar olurdu. O günkü ruh haline göre bir odaya geçer, oradaki kitaplardan birini eline alırdı. Bir kitabı bitirmeden başka bir kitaba başlamaktan çekinmezdi. Okumak onun için bir ödev değil, yaşamın doğal bir parçasıydı. İtiraf edeyim, ben de bu güzel alışkanlığı biraz ondan öğrendim.
Kendisinden yediğim ilk ve son fırçayı da hiç unutmam. Bir kış günü Bakırköy meydanının bir köşesinde sigara içerken Ahmet abiye yakalandım. O sırada gençlik kolları başkanıydım. Bana dönüp "Evladım, sen artık gençlik kolları başkanısın. Öyle ulu orta sigara içemezsin. Davranışlarına dikkat etmelisin" dedi.
Bugünden bakıldığında küçük bir anı gibi görünebilir bu ama aslında onun siyaset anlayışını anlatıyordu. Siyasette görev almak yalnızca bir unvan taşımak değildi. İnsan, temsil ettiği görevin ağırlığını günlük yaşamında da taşımalıydı. Siyasetçinin davranışı da sözü kadar önemliydi.
Ahmet Güryüz Ketenci, siyasi yaşantımızda çok daha etkili görevler üstlenebilecek donanıma, birikime ve kabiliyete sahipti. Fakat Türkiye'de siyasi yaşama giderek egemen olan çürüme ile sosyal demokrat hareketin özellikle 1980'li. 1990'lı yıllardaki parçalanmışlığı, Ketenci gibi üstün niteliklere sahip birçok insanın siyasette hak ettiği yerlere gelmesini engelledi. Belki onun kuşağının trajedilerinden biri de buydu.
Ahmet abiden öğrendiğimiz en önemli derslerden biri, politikanın her şeyden önce "eylemli bir uğraş" olduğuydu. Siyaset yalnızca konuşmak, yorumlamak ya da pozisyon almak değildi. Gerektiğinde bedel ödemeyi, risk almayı ve cesaret göstermeyi gerektiriyordu. Ona göre politikacı biraz gözü kara olmak zorundaydı. Bu yönüyle Ahmet abi, 2000'ler Türkiye'sinin giderek yozlaşan siyaset ve medya ortamına ait biri değildi. Onun başka bir zamandan geldiğini düşünürdüm hep.
Haliyle, tavrıyla, konuşmasıyla, siyasete yüklediği anlamla; hürriyet için gözünü kırpmadan mücadeleye atılabilecek bir Jöntürke benzerdi. O eski kuşakların terbiyesiyle yetişmişti. Siyaseti makamdan önce vazife, kazançtan önce fedakârlık olarak gören bir anlayışın insanıydı.
Ülkesi için hep daha fazlasını yapmak isteyen; Karadeniz gibi zaman zaman kabaran, coşan, taşan bir abimizi kaybettik. Yaşamının gençlik yıllarından son günlerine kadar değişmeyen bir tutkusu vardı: Türkiye'nin özgür, demokratik ve çağdaş bir ülke olması.
Bir özgürlük savaşçısı gibi yaşadı. Ne yazık ki özgürlüğe bu kadar susamış ülkesinin gerçekten özgür olduğu günleri göremedi. Şimdi onun ve onun kuşağından demokrasi mücadelesine ömür vermiş insanların rüyasını sonuca ulaştırmak geride kalanların görevidir.
ABD’nin İsrail destekçiliğiyle başlattığı İran savaşının etkileri, Körfez’le birlikte Yemen’i de içine almış durumda.
Festival seçkilerinin yüksek düzeyi, içeriksel ve biçimsel zenginliğin bir arada olmasıyla daha da önem kazanmıştı.
2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet CHP başarılı sonuçlar aldı.
11 Eylül 2001 sabahı 3 bin+ insanın hayatını kaybettiği korkunç bir terör saldırısı tarihte yeni bir sayfa açtı.
Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür. Yasama, yürütme, yargı arasında güçler ayrılığının; yargı bağımsızlığının; düşünceyi ifade, yayınlama, medya, örgütlenme özgürlüğünün; özgür ve serbest seçimlerin; laikliğin olmadığı bir ülkede, halkın, milletin egemen olması olanaksızdır.
Tiyatrocular haklı olarak kızıyorlar ama ne yazık ki mahkeme tutanağına geçtiği için tiyatroyu, bu makalede, siyasette bir benzetme olarak kullanmak durumundayım.
Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar. Türkiye’deki şirketlerin üye olmak zorunda olduğu, 1 milyonu aşkın üyeyi temsil eden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) yeni bir seçim döneminde.
1 Eylül’de sevgili Şükran Soner’i yitirdik. Hem Cumhuriyet gazetesi hem Türkiye işçi sınıfı, emek mücadelesi, hem de 68 kuşağı için büyük bir kayıp bu.
Tarihin sarkacında bazı kesitler vardır ki, hem kendini tekrar eder, hem de bir bütünün parçalarını defalarca ifşa eder.
Bu hafta sözü güzel ülkemin güzel şehri Trabzon’dan açacağım.
CHP’de İstanbul il başkanlığı yapmış, parti meclisi üyeliğinde bulunmuş, İstanbul milletvekili Ahmet Güryüz Ketenci’yi kaybettik.
Özgür Özel, CHP’nin 38. olağan kurultayında, partinin 13 yıllık genel başkanı ve son seçimde cumhurbaşkanı adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu açık farkla yenip genel başkan seçilmesine. olağan kurultayında, partinin 13 yıllık genel başkanı ve son seçimde cumhurbaşkanı adayı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu açık farkla yenip genel başkan seçilmesine ve ardından yapılan olağanüstü ve olağan kurultaylarda da delegelerin tümünün oyunu alarak genel başkanlığını pekiştirmesine karşın, iktidar destekli bir yargı operasyonu ile görevinden uzaklaştırıldı.
Bir tarafın var gücüyle hücum diğer tarafın olanca direnciyle savunma yaptığı, “langırt” ruhu taşıyan bir maç oynuyor Galatasaray ve Kocaelispor. .
11 Eylül 1980 akşamına kadar her gün 10-15 kişinin öldürüldüğü olaylar, 12 Eylül 1980 günü bıçak gibi kesilmişti.
Ayrılık, çok geçmişten getirdiğimiz ve yaşamımızın farklı dönemlerinde farklı biçimlerde tekrar tekrar karşılaştığımız bir durum.
Ülkemizde “nişasta bazlı şeker (NBŞ)” olarak adlandırılan ürünün birçok firmanın yaptığı usulsüzlükler sonucunda, kotasının çok üzerinde piyasaya sürüldüğü geçen günlerde ortaya çıktı. Bu durum insan sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.
Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım. .
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin ardından geri çekilen Yunan birliklerinin takibi, kuvvetlerin dağınık çekilmesi nedeniyle oldukça güçleşmişti.
Weber toplumsal değişmeye klasik sosyologlardan farklı olarak tek bir nedenle. Weber toplumsal değişmeye klasik sosyologlardan farklı olarak tek bir nedenle, çizgisel olarak ilerleyen tarih anlayışı yerine çoklu etkenlerle şekillenen bir tarih görüşünü kabul eder.
Bugün dünyayı yeni bir büyük savaş tehlikesine sürükleyen sıcak çatışmaların arkasında kimler var?
HPV aşısının Türkiye’nin Ulusal Bağışıklama Programı’na dahil edilip edilmeyeceği yeniden tartışılıyor.
“Ne zaman savaşacağını, ne zaman savaşmayacağını bilen kazanacaktır. ”
Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusunun, emperyalizmin Anadolu’ya gönderdiği Yunan ordusunun. 30 Ağustos 1922’de tırnaklarını söktüğü meydan savaşının üzerinden 104 yıl geçti.
Terör örgütü PKK’ye özel çıkarılan ancak adına “af yasası” denmeyen yasanın imzalanmasının ardından yasaya taraf hemen herkes “eşit yurttaşlık”tan dem vurdu.