· Hürriyet - Yaşam
Çocukluğunda yarım kalan resim tutkusunun peşinden giden 81 yaşındaki Şahinde Ermiş. Yıllar önce Amerikalı ressam Bob Ross’un televizyondaki programını izleyerek başladığı resim yolculuğunu sürdürüyor. Sosyal medyada paylaşılan videolarıyla büyük ilgi gören Ermiş şimdi, açacağı yeni sergisine hazırl
Haberlerimizi Google’da Takip Edin Gelişmelerden anında haberdar olun. Google’da tercih edilen kaynak olarak ekleyin Ülkemizin dört bir yanında, kimi zaman hiç beklenmedik yerlerde ve yaşlarda yetenekler karşımıza çıkıyor. Zonguldak’ın Alancık Köyü’nde yaşayan, 81 yaşındaki Şahinde Ermiş de onlardan biri. Ermiş’in ilkokul yıllarında resme ilgisi ve yeteneği varmış ancak babası onu okuldan alınca bu yeteneğini geliştirme fırsatı bulamamış. Resim yapmak uzun süre içinde heves olarak kalmış. Ta ki 59 yaşında televizyonda Amerikalı ressam Bob Ross’un ‘Resim Sevinci’ programını görene kadar. . Ross’u izledikten sonra yeniden resme yönelen Şahinde Ermiş, eline fırçayı alıp çalışmaya başlamış. Bir yıl sonra, 60 yaşında ilk sergisini açmış. Bugün 81 yaşında resim yapmaya devam ediyor. Alancık Köyü’ndeki evinde buluştuğumuz Ermiş’le 15 Eylül’de açacağı yeni sergisi öncesi hayat hikâyesini konuştuk. ◊ Resim yapmaya kaç yaşında başladınız? İlkokul 5’inci sınıftaydım. Bir gün okula müfettiş geldi; “Resim ve yazı defterlerinizi açın” dedi. Benim resim defterimin kapağı var ama sayfaları yoktu. Çünkü bütün resimlerimi güzel diye panoya asmışlardı. Öğretmenimiz müfettişi salona götürdü. Resimlerime baktı ve “Bu çocuğun geleceği çok parlak, okusun, yardımcı olun” dedi. ◊ Sonra devam ettiniz mi? Edemedim. Ablam evlenince annemin yanında ben kaldım. Köyde iş çoktu. Karasabanın başına geçip öküzlerle tarla sürmeye başladım. İki erkek kardeşim de o zaman çok küçüktü. Sonra büyüdük, evlendik, çoluk çocuğa karıştık. ◊ Ama resme tutkunuz hiç bitmedi, değil mi? 26-27 yaşlarımda kızım kucağımda pazara giderken yol kenarında resim satan bir beyefendi gördüm. Yaptığı resimleri beğendim. “Pazardan dönüşte senden resim alacağım, satma” dedim. Döndüğümde adam yoktu. O gün “Eğer bu resmi yapıp evimin duvarına asmazsam Şahinde değilim” dedim. Ama yıllarca fırsatım olmadı. ◊ Peki, resim yapmaya tekrar ne zaman başladınız? Torunum 4 yaşındayken bir gün onunla boyama kitaplarını boyuyorduk. Bir tane de boş kâğıt vardı. Bir yandan televizyonda Bob Ross’u seyrediyordum. Onun gibi o boş sayfaya resim yapmaya çalıştım. Bayağı bir şeyler çıktı. “Bunu herhalde yapacağım” dedim. ◊ Bob Ross’u daha önce de izliyor muydunuz? Evet, evimde de izliyordum. Torunuma bakmaya gittiğimde de açıyordum ama torunum küçük olduğu için seyrettirmiyordu. ◊ Bob Ross’a bakarak ilk ne resmi yaptığınızı hatırlıyor musunuz? Doğa manzarasıydı. Kayalık, ağaç, dere resmi. . ◊ Sizin bu yeteneğiniz ikinci kez nasıl keşfedildi? Zonguldak’ta Atlas Kırtasiye’ye gittim. Bob Ross’un televizyonda söylediği boyaları, yelpaze fırçayı, oval fırçayı, hepsini yazmıştım. Tek tek gösterdim. Kırtasiyeci bana küçük tuvaller verdi. Geldim eve, bir şeyler yapmaya başladım. Sonrasında Atlas Kırtasiye’den malzeme almaya devam ettim. Boya, fırça.. “Yaptığınız resimleri getirip gösterin” dediler. Ben de resimleri gazeteye sardım, kızımla götürüyordum. Yolda yeni açılmış bir galeri gördük. Girdik içeri. Sergiyi açan ressam elimdekileri görünce “Bu ne” diye sordu. “Resim” dedim. Gazeteyi açtı, uzun uzun baktı. “Siz akademisyen misiniz” dedi. “Değilim, başka bir resme bakmadan yapamıyorum” deyince bana kartpostallardan bakarak çalışmamı söyledi. ◊ Sergi açma fikri nasıl çıktı? 2006’da resimlerim 44 tane oldu. Atlas Kırtasiye’nin sahibi Cemil Bey (Recep Karaman), Kültür Müdürlüğü’ne haber gönderdi. Kültür Müdürü “İki-üç tablosunu alsın, gelsin” demiş. Altı tane resmimi kucakladım, minibüsle Zonguldak’a gittim. O zamanki İl Kültür ve Turizm Müdürü Zekai Kasap baktı; “Al anahtarı, bugün aç sergini” dedi. Ben de “Köyde oturuyorum, yarın sabah açabilirim” dedim. Ertesi gün 44 tablomu yeğenimin minibüsüne koyup götürdük. Epey de satıldı. ◊ Eşiniz hayattayken de resim yapıyor muydunuz? O zamanlar resim yapmaya vaktim yoktu. Eşim kalp hastasıydı, 1987’de 42 yaşında vefat etti. Dört kız çocuğumla karanlık kuyulara düştüm. Köyde de iş çoktu, bağ bahçe vardı. ◊ Geçiminizi nasıl sağladınız? Eşimden maaş bağlandı ama İstanbul’da hastane parasına yetmiyordu. İneğim vardı. Yoğurt yapıp Zonguldak’ta sattım. Bahçeden ne çıktıysa; lahana, fasulye, maydanoz, onları sattım. Kocama yoğurttan kazandığım parayla baktım. ‘Sevinç geliyor içimden’◊ Resim yapmak size neler hissettiriyor? Güzel bir şey çıkarsa içimden sevinç geliyor. Resim yaparken dünyayı unutuyorum. Beyim ölmüş, çocuklarım dışarıdaymış, hepsini unutuyorum. Kafam sadece resimde, tuvalde oluyor. ◊ En çok nelerin resmini yapmayı seviyorsunuz? İnsan resmi yapamıyorum. Daha çok ağaçları, evleri, doğayı yapmaya çalışıyorum. Kartpostallara, doğaya bakarak resim yapıyorum. ◊ Bu yemyeşil Alancık Köyü’nün mutlaka resimlerinize bir etkisi olmuştur, değil mi? Hiç oralarını düşünmedim. Çarşıda, şehirde otursaydım da yapardım. Siz kartpostalı, tabloyu verin, ben her yerde bakarak aynısını yapmaya çalışırım. ◊ Bugüne kadar tahminen kaç tane resim yaptınız? 80 civarı yapmışımdır. ◊ Sattığınız ya da hediye ettiğiniz resimlerden ayrılmak size zor geliyor mu? Hediye çok verdim. Resimlerimden ayrılmak hiç zor gelmez. Çünkü hangisini verdiğimi not alıyorum, aklımda tutuyorum. Aynısından bir daha yapıyorum. ◊ Mesela bu resmi bana verseniz aynısını nasıl yapacaksınız? Fotoğrafını mı çekiyorsunuz? Fotoğraf çekmiyorum. Bu benim aklımda. Aynısını yaparım. ◊ 59 yaşından sonra yeni bir şey öğrenmek size ne öğretti? Sakinliği öğretti. Güler yüzlü olmayı öğretti. Ben köyde komşumla hiç tartışmam. Bakın, dün çarşıya gittim, incir ağacımın dallarını indirmişler. Hiç kızmam mesela. . ◊ Boş tuvalin karşısına oturup fırçayı elinize aldığınız zaman ne hissediyorsunuz? ‘Şu ağaç nasıl, şu evin çatısı nasıl? İyi mi olmuş, kötü mü olmuş’ bunları düşünüyorum. Resim kötü olursa, yapamazsam kapatıp yeniden başlıyorum. Zaten sevinç geliyor içimden. Hani ‘resim sevinci’ diyorlar ya, aynısı işte bana geliyor. Buraya oturup yapmaya başlayınca her şeyi unutuyorum. Her geçen ‘Teyze göster, ne resim yaptın’ diye sesleniyor◊ Şimdi ikinci serginizi açacaksınız. Sergiyi açmanıza kim vesile oldu? Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görevli Serkan Hamut, Kurban Bayramı’nda ziyarete gelmişti. Ben de ona “Resimlerim yine çoğaldı. Sergi açabilir miyiz” diye sordum. Valilik ve Kültür Müdürlüğü sergi salonunu açarak destek verdi. 15-17 Eylül’de sergim olacak. Sergide 23 resmim var. ◊ Serginizdeki 23 resmi satarsanız ne yapacaksınız? Kızıma yatırım yapacağım. 57 yaşında, evlenmedi. Kulağında duyma bozukluğu var. Ben gidince kimin yanında kalacak? ◊ Resim yapmanıza akrabalarınız, komşularınız ne diyorlar? Neler söylüyorlar? Öğleden sonra, burada, balkonda yapıyorum. Her geçen “Teyze göster, ne resim yaptın” diye sokaktan sesleniyor. Bir ekmekçimiz var, iki günde bir gelir. O bayılıyor resimlerime. “Bizimkileri toplayıp geleceğim sergine” diyor. ◊ Videolarınız sosyal medyada çok paylaşıldı. Bu kadar ilgi göreceğinizi tahmin ediyor muydunuz? Hiç tahmin etmiyordum. Sosyal medyadan takipçiler haberimi yapan ajanslara ulaşmışlar, “Bütün resimleri alalım” demişler. Sivil toplum örgütlerinden, partilerden benimle sosyal etkinlik yapmak isteyenler olmuş. ◊ Son olarak Bob Ross bugün hayatta olsaydı ona ne söylemek isterdiniz? Öncelikle onu tebrik ederdim. Ve yıllar sonra bana resim yapma sevincini tekrar kazandırdığı için teşekkür ederdim.