Bay Kemal, yine gündemini yarattı

· Cumhuriyet

Bay Kemal, yine gündemini yarattı

Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Bay Kemal, yine gündemini yarattı! Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> Bay Kemal, yine gündemini yarattı! Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Bedri Baykam Son Köşe Yazıları Bay Kemal, yine gündemini yarattı! 10.09.2026 04:00 Güncellenme: 10.09.2026 04:00 Takip Et: Butlan tarafından CHP'de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın. Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın. Onlar, bugünkü kavramlara göre, ilginç marifetlerle yüklü bir muhalefet (! ) partisinin üyeleri. Öte yandan, iktidar yanlısı siyasetin bütün tavırlarını yansıtmaları artık standart uygulamaları! Dolayısıyla siyaseti yıllardır muhalefet-iktidar-sağsol ekseni üzerinden anlamaya çalışan halkımıza Allah kolaylık versin!

Kılıçdaroğlu yine gündem oluşturacak sansasyonel bir hamleye imza attı. Euronews kanalında İmamoğlu hakkında, duyarlı Türk halkının tüylerini diken diken edecek sözler sarf etti: "İmamoğlu bir siyasi tutuklu değil. Hakkındaki dava, para alıp verme iddiaları üzerine. " Sonra savcı gibi konuşup olayı inanılmaz derecede basitleştiriyor: "Biri para verdim. Hakkındaki dava, para alıp verme iddiaları üzerine." Sonra savcı gibi konuşup olayı inanılmaz derecede basitleştiriyor: "Biri para verdim, öbürü para aldım, mahkeme de kurultayı yeniden yapın diyor, ne var bunda?" Sonra yine meşhur laf: "Herkes aklansın da gelsin." Peki, savunma yaptırılmayanlar ne olacak? " Sonra yine meşhur laf: "Herkes aklansın da gelsin. " Peki, savunma yaptırılmayanlar ne olacak?

Gündem yorumlarını izlerken, konu özellikle CHP, YENİ Parti ve sosyal demokratlar olunca, en çok ilgimi çeken analizleri YouTube'da Şaban Sevinç yapıyor. Sevinç, Kılıçdaroğlu'nun sözlerinin adeta AKP yargısının belediyelerin üzerine hışımla gidebileceğini ima ettiğini ve Yavaş 'ı bile hedef haline getirdiğini söylüyor. "Kılıçdaroğlu bu sözleriyle muhalefete ihanet ediyor" dediğinde ise bence samimi olamaz! Çünkü Bay Kemal'i muhalif bir siyasetçi olarak görmenin artık kesinlikle mümkün olmadığını çok iyi bilmesi lazım! Ben artık Kılıçdaroğlu'na şaşıranlara şaşırıyorum! Kendisi tescilli iktidar yandaşı. Ekmeleddin İhsanoğlu faciası ve referandumda mühürsüz oyların sayılmaması için hiçbir legal adım atılmaması. Ekmeleddin İhsanoğlu faciası ve referandumda mühürsüz oyların sayılmaması için hiçbir legal adım atılmaması, eski Truva atı rolünün, şimdi iktidar yandaşı kimliğini saklamayan izdüşümleri. Kılıçdaroğlu'nun yalnız YENİ Parti'ye değil, belli ki Atatürk CHP'sine karşı da duyduğu büyük bir hırs var. Adeta tamamlamaya çalıştığı bir misyon söz konusu. CHP'yi rayından çıkarmak, parçalamak onun hedefleri arasında.

'İzmir'e konuşmaya gidiyorum, bana seçim-cumhurbaşkanı sormayın'

Kılıçdaroğlu, Euronews röportajında konuştukça batıyor. Röportajcının İmamoğlu'nu destekleyip desteklemeyeceği ve CHP adayının hangi yöntemle seçileceği sorularını hemen taca atıyor: "Doğmamış çocuğa don biçilmez! Ben İzmir'e uyuşturucu hakkında konuşmaya gidiyorum. Türkiye'nin en büyük derdi budur; şu anda Türkiye'nin derdi kimin cumhurbaşkanı olacağı değil. " Sonra inanılmaz bir algı marifeti koyuyor ortaya: "Biz ahlaki temelleri güçlü. Türkiye'nin en büyük derdi budur; şu anda Türkiye'nin derdi kimin cumhurbaşkanı olacağı değil." Sonra inanılmaz bir algı marifeti koyuyor ortaya: "Biz ahlaki temelleri güçlü, sade yurttaşa güveniriz; hangi partiden olursa olsun. Yoksa para al, delegenin cebine para koy; gel, şurada seçil, öbürünü satın al. Yoksa para al, delegenin cebine para koy; gel, şurada seçil, öbürünü satın al, politikacının cebine para koy; uyuşturucu tırları geçsin, bu dönemi bitirmek zorundayız." Ne kadar pratik değil mi? " Ne kadar pratik değil mi? Böylece CHP delegeleri üzerine butlan iddialarının ortasına, kurnaz söz manevralarıyla "uyuşturucu tırları" bombasını da yerleştiriyor! Belki bunları dinleyen yaşlı teyzelerimiz bunların ayrı gündemler, apayrı şeyler olduğunu ayırt etmeyi başarır (! ).

Ardından "Genel başkan adayı olmayı düşünür müsünüz? " sorusuna şu yanıtı veriyor: "Ben geçmişte hiçbir zaman kendim aday olmadım ki! Beni hep delegeler aday gösterdi. Nasıl reddedebilirsiniz ki? "

Ne kadar demokratik duruyor değil mi? Siyasetin içinde olmayanlar yine "adam haklı" diyecek! Halbuki delegeler yıllarca Bay Kemal'i niye aday gösterdiler? Çünkü yıllardır tüzüğü değiştirmek için yaptığımız bütün çabalara rağmen. Bay Kemal o delege desteğini değişik illerin delegasyonlarıyla görüşüp pazarlıklar yaparak kazandı: "Sizi milletvekili yapalım! Siz belediye başkanlığına çok yakışırsınız! Sizi il başkanı olarak görmek istiyoruz! " Peki bunlar nasıl olabiliyor? Çünkü bütün bu hediye-sıfat dağıtma yetkilerini sımsıkı kendi elinde tutuyor Kemal Bey!

Demokratik Dijital Devrim Tüzüğü'nü kendisine makamında sunduğumda sakin surat ifadesini korumaya çalışsa da içinden hortlak görmüş bir insanın tepkilerini yaşıyordu eminim! Çünkü partinin tüm kademelerini ve tüm sıfat taşıyanlarını tüm üyelerin oylarıyla seçmek. "makamları hediye gibi dağıtarak" gelecek genel başkan koltuklarının sonu demekti!

Evvelsi gün Üsküdar'da cezaevinde demokrasi nöbeti tutan belediye başkanı Sinem Dedetaş'ın yerine seçilecek başkanvekili için yine seçim yapıldı. Biliyorsunuz, Türkiye'de seçimler artık ikiye ayrılıyor: "Sonuçları egemen güçlerin hoşuna giden seçimler" ve "egemen güçlerin sonuçlarına katlanamayacağı seçimler. "

Sinem Dedetaş, Üsküdar Belediye Başkanlığı'nı AKP'li Hilmi Türkmen 'in 23.791 oy önünde tamamladı. Sonra hiç kimsenin gerekçesini anlayamadığı suçlamalarla cezaevine kondu. 5 Ağustos'taki başkanvekili seçiminde CHP'li Sibel Tan Çetinkaya, AKP'li Dündar Ziya Gülteki n'i 22-18 yenmişti. Seçim sonucu "beğenilmediği" (! ) için bana inandırıcı gelmeyen gerekçelerle itiraz edildi ve seçim tekrarlandı. Dört CHP'li meclis üyesi AKP'ye geçti; CHP'li Amine Cansu Çelik ile Ekrem Baki tutuklandı. Mithat Özdemir gözaltına alındı, serbest bırakıldı ancak oy kullandırılmadı. Üstelik iktidar blokunun 21 oyuna ek olarak CHP'nin YENİ Parti tarafındaki en az iki meclis üyesi gizli oylamada Gültekin'e oy verdi! Böylece Çetinkaya'nın oyları 26'dan 19'a düştü. Bütün bu oy kaymalarının okudukça midem bulanıyor.

Öte yandan Egemen güçlerin sonucunu beğendiği seçimlerde ise "atı alan Üsküdar'ı geçti" deniyor ve konu kapatılıyor! İşte Bay Kemal'in kaybettiği 38. olağan chp kurultayı da egemen güçlerin sonucunu beğenmediği bir seçimdi! Niye mi? Çünkü Özgür Özel isimli münasebetsiz (! ) bir adam, İmamoğlu ile büyük bir sinerjik güç yarattı. Bundan rahatsız olanlar İmamoğlu'nun cezaevine yerleştirilmesini yeterli bulmadılar ki Türkiye'yi miting alanına çeviren yeni genel başkanın hamlelerini boşa çıkarmak ve ülkede 1. parti görünen CHP'yi bölmek için formüllerini ortaya koydular! Belediyelere yönelik yargı saldırıları devam etti; Bay Kemal mutlu oldu!

Hani meşhur bir laf var: "Futbol hiçbir zaman yalnız futbol değildir. " Türkiye'de de siyasi seçimler de artık yalnızca siyasi seçimler olmayacak, öğrenmiş olduk.

Bizlere de tarihe not düşmek kalıyor. Hepsi bu, değerli okurlar.

Ahlak ve Namus birbirine yakın ama aynı olmayan kavramlardır.

Üsküdar, bir buçuk yıldır muhalif belediyelere karşı tezgâhlanan operasyonların amacının çok net olarak iktidar tarafından ilan edildiği ilçe oldu.

Yarın 11 Eylül’ün 25. yıldönümü (pazartesi günü yazacağım), AfD’nin, Saksonya-Anhalt seçimlerindeki zaferi. 11 Eylül kadar olmasa bile, Almanya’nın iç siyasetinin ötesinde, Avrupa Birliği’nin geleceği açısından tarihte yeni bir sayfa açmış olabilir.

Almanya’da Saksonya-Anhalt’taki eyalet seçimlerini aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin kazanması sadece bu ülkede değil tüm dünyada yankı uyandırdı.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2 Eylül 2026’da Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es Sisi ile yaptığı görüşmede. Ortadoğu için kapsamlı bir “yeni güvenlik mimarisi” önerdi.

İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.

Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.

Ülkemizde “nişasta bazlı şeker (NBŞ)” olarak adlandırılan ürünün birçok firmanın yaptığı usulsüzlükler sonucunda, kotasının çok üzerinde piyasaya sürüldüğü geçen günlerde ortaya çıktı. Bu durum insan sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.

Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım. .

Her şey birbirine girmiş, kurguyla gerçek arasındaki ayrım giderek silikleşmiş durumda. Eğitim dünyasında da bu bulanıklıktan faydalanma fırsatçılığı gün be gün artıyor.

Hangi dönemde olursa olsun, gözaltındaki veya tutuklu her insanın savunma hakkı kutsaldır.

Fenerbahçe artık omurgasını fark edip, panikten çıkmaya mecbur

Açık konuşalım, siyasi gündemimiz, konjonktürümüz, her şey birdenbire beklediğimizin ötesinde ciddi bir deprem yaşadı.

Lütfen yanlış anlamayın; bugün görüşülen ve çok şüpheli bir geleceğe çanak tutan terör yasasından değil. Özgür Özel sayesinde kendilerini artık doğrudan siyasi kararların bir parçası olarak hissedecek milyonlardan söz ediyorum.

Bundan iki ay ve iki gün önce, iki yıldır bir kumpas olarak hazırlanan mutlak butlan rezilliği sonuca ulaştı.

Mutlak butlan ve süregelen 1001 “Kemalvari” komplo yerine, bu hafta önemli bir başka ikaz yapmak istiyorum.

Terminatör Sinner, Wimbledon’ı yine kazandı ve üst üste ikinci kez bu büyük şampiyonluğa ulaşarak beşinci Grand Slam turnuasını aktifine yazdırdı!

Fakat bu günlerde durum daha da sıkıcı bir hal aldı. “CHP” dediklerinde mecburen “Hangi CHP? ” demek zorunda kalıyorum. “KK’nın butlancı partisinden mi, yoksa Atatürk’ün kurduğu; laik, sosyal demokrat, Özgür Özel’in Türkiye’de birinci parti yaptığı gerçek CHP’den mi? ”

Değerli dostlar, Atatürk’ün partisinin resmen cehennem ateşine atılıp Özgür Özel’e her açıdan tuzaklar kurulurken, bizlere düşen kendisine. “KK’nın butlancı partisinden mi, yoksa Atatürk’ün kurduğu; laik, sosyal demokrat, Özgür Özel’in Türkiye’de birinci parti yaptığı gerçek CHP’den mi?” Değerli dostlar, Atatürk’ün partisinin resmen cehennem ateşine atılıp Özgür Özel’e her açıdan tuzaklar kurulurken, bizlere düşen kendisine ve yol arkadaşlarına destek olmaktır; onların saflarında mücadele etmektir. Lütfen artık onlara olan inancınızı öne çıkarın, alkışlayın ve yaşadıkları kumpasa mani olun! İhtiyacımız budur.

Tarsus’ta CHP’nin Belediye Başkanı Ali Boltaç ile yaptığımız güzel bir etkinlikten sonra kaleme aldım bu yazıyı.

Adeta bir “rüzgâr gülü” gibi siyasi parti değiştirebilen, vatandaşın yüzüne hiç rahatsızlık hissetmeden bakmaya devam ederek siyaset yapmayı sürdürebileceğine inanan farklı bir insan türü ortaya çıktı.

Mühim olan RTE’nin bir numaralı rakibini, onu daha önce İstanbul’da dört kere yenmiş olan Ekrem İmamoğlu’nu nötralize etmek olduğu için her koldan yeni denemeler yapıyorlar.

Özgür Özel ısınmış pinball gibi, sürekli oyunda kalan, enerjisi hiç düşmeyen (! ) Türkiye’nin sorunlarını ülkeye yayma konusunda dinlenmeden çalışıyor!

Dünyada yaşanan korkunç savaşlar, önce gündeme sonra tarihe kaydoluyor.

Dün Silivri’de bizleri en candan şekilde selamlarken gülen yüzü, kararlı vücut dili ve yaydığı enerjisiyle bizlere inanç katan yine kendisiydi.

Durumu şöyle özetleyelim: Önümüzdeki 50 yıl veya 100 yıl, Amerika’da ve hatta dünyanın her yerinde, 2. Trump dönemi hakkında tiyatrolar ve operalar yazılacak.