· Dünya Gazetesi
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin kur rejimine ilişkin spekülasyonların hiçbir dayanağı olmadığını belirterek. Serbest dalgalı kura dönüş için gerekli koşulların oluşması gerektiğini söyledi. Aslında, şimşek, Türkiye'nin yaptırımların ihlali, kara para aklama ve yasa dışı…
Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Şimşek, ABD'nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü dolayısıyla bugün bu ülkenin Ankara Büyükelçiliği'nde düzenlenen kutlamaya katıldığını, özellikle ABD başta olmak üzere ortaklar. yıl dönümü dolayısıyla bugün bu ülkenin Ankara Büyükelçiliği'nde düzenlenen kutlamaya katıldığını, özellikle ABD başta olmak üzere ortaklar ve müttefiklerle çok yakın bir işbirliği ve bilgi paylaşımları yaptıklarını anlattı.
Şimşek, ABD ile her düzeydeki diyaloğun yapıcı ve güçlü olduğunu vurgulayarak, şöyle konuştu:
"Önceliğimiz her zaman kendi finansal sistemimizin bütünlüğünü korumak ve bu yolla uluslararası finansal sistemin bütünlüğüne katkı sağlamak olmuştur. Türkiye, terörün finansmanı, her türlü yasa dışı finansal faaliyet, kara para aklama, yaptırımların ihlali. Türkiye, terörün finansmanı, her türlü yasa dışı finansal faaliyet, kara para aklama, yaptırımların ihlali ve yasa dışı ticaretin tüm biçimleriyle mücadelede kararlıdır. Bildiğiniz üzere, yıllardır finansal sistemimizin şeffaflığını ve bütünlüğünü güçlendirmek adına büyük yatırımlar yaptık ve bu çabalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye'de faaliyet gösteren tüm şirketler, ulusal mevzuatla tam uyum içinde faaliyette bulunmalı ve yaptırımlara konu olabilecek işlemlerden uzak durmalı. İster finans sektörü ister diğer sektörler olsun, yetkili kurumlarımız her türlü açıklamayı ve iddiayı gereken titizlikle ve hukukun üstünlüğü çerçevesinde değerlendirmektedir. "
ABD yaptırımları bağlamında geçmişte belirli ülkelerden doğal gaz ithalatı için muafiyet alındığının altını çizen Şimşek, şöyle devam etti:
"İran'dan doğal gaz satın aldığımızda İran'a ödeme yapmıyoruz. Bu size şaşırtıcı gelebilir, 'Nasıl yani, gazı bedava mı alıyorsunuz? ' diyebilirsiniz. Ancak elbette hiçbir şey bedava değil. Doğal gaz karşılığında İran'a ödeme yapmıyoruz. Bu konuda da ABD ile bir mutabakatımız var. Para, çok sıkı biçimde düzenlenen bir hesapta tutuluyor ve İran'a bu hesaptan yalnızca gıda, ilaç ve benzeri kalemler için ödeme yapılabiliyor. İran, yaptırım rejimi kapsamında izin verilen belirli ürünleri satın aldığında, bu ayrılmış hesapta biriken para o işlemlere ödeniyor. Dolayısıyla doğal gaz ödemelerinin nasıl yönetileceğine ilişkin yerleşik ve iyi işleyen bir çerçeve mevcut. "
Şimşek, tedarik zincirleri bakımından çeşitlendirilmiş bir yapının olduğunu ve İran'ın Türkiye'nin doğal gaz ithalatının görece küçük bir bölümünü oluşturduğunu ifade etti.
Alternatif kaynaklara ve depolama kapasitesine çok ciddi yatırımlar yaptıklarına dikkati çeken Şimşek, ABD'nin Türkiye'nin önde gelen LNG tedarikçilerinden biri konumunda bulunduğunu, müttefiklerle yakın bir işbirliği içinde olunduğunu. Bu tür meseleleri ilerleyen dönemde yönetebileceklerine inandıklarını bildirdi.
Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantısı nedeniyle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan'ın toplantıya katılamadığını ifade eden Şimşek. Kur rejimine yönelik bir soruya şu yanıtı verdi:
"Öncelikle, serbest dalgalı kur rejimine dönmek arzu edilen bir şeydir. Çünkü serbest dalgalı kur bir şok emici işlevi görür. Ancak yönetimli dalgalanma rejimindeyken, serbest dalgalanmaya geri dönebilmeniz için bazı koşulların oluşması gerekir. Burada öncelikle vurgulamak isterim ki mesele, serbest dalgalanmaya dönmekten çekinmek değil, bunun için gerekli koşulların sağlıklı ve doğru biçimde oluşmasını sağlamaktır. Normalde serbest dalgalanmaya geri dönebilmek için ideal olarak görece daha düşük bir enflasyon oranı istersiniz. Dalgalı kur rejimine geçiş için hala görece yüksek bir enflasyon oranımız var. İkincisi, enflasyon beklentileri de istediğimiz düzeyde değil. Üçüncüsü, normal şartlarda döviz piyasasında alıcı ve satıcının (iki yönlü hareketin) bulunması gerekir. Ancak bu yeni program, 2023'ün ortalarında uygulamaya konulduğundan bu yana piyasa, Türk varlıklarına aşırı ilgi gösteriyor. Dolayısıyla hareket tek yönlü oluyor ya da dış şoklar çıkışları tetikliyor. Söylemek istediğim özetle şu: Kur rejimine ilişkin spekülasyonların hiçbir dayanağı yok. "
Şimşek, bu sorunun esasen TCMB'ye yönetilmesi gerektiğini çünkü günlük döviz kuru politikasının Banka tarafından yürütüldüğünü hatırlatarak, OVP'yi hazırlarken kendilerinin de her zaman nötr bir reel döviz kuru varsaydıklarını. Dolayısıyla döviz kuru üzerine bahis yapan bir kurum olmadıklarını vurguladı.
Enflasyon hedeflerinin kural olarak hükümet ve Merkez Bankasınca ortaklaşa belirlendiğini ancak modellemelerin büyük ölçüde Merkez Bankasına dayandığını vurgulayan Şimşek. 2027 enflasyon tahmininin para politikasını gevşetmek amacıyla yukarı yönlü revize edildiğine ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:
"Bizim böyle bir gündemimiz asla olmamıştır. Bu tür söylemlerin hiçbir geçerliliği yoktur. Fiyat istikrarına olan bağlılığımız tamdır ve çok güçlü şekilde sürmektedir. Programları hazırlarken elimizde sihirli bir küre yok, küresel dinamikleri de tek başımıza kontrol edemiyoruz. Son birkaç aydır gerek enerji gerekse tarımsal ve endüstriyel emtia fiyatlarının ne denli yükseldiği ortadadır. Çünkü dünyanın şu an karşı karşıya olduğu arz şoku, tarihin en şiddetli şoklarından biridir. Dolayısıyla programımız küresel ve jeopolitik düzeydeki bu zorlu koşulları da yansıtmaktadır. "
Yüksek enflasyon ortamlarında enflasyon katılığının oldukça etkili olduğunu belirten Şimşek. Dolayısıyla programımız küresel ve jeopolitik düzeydeki bu zorlu koşulları da yansıtmaktadır." Yüksek enflasyon ortamlarında enflasyon katılığının oldukça etkili olduğunu belirten Şimşek, enflasyonun önemli bir kısmının geçmişe dayalı olduğunu, geçmiş enflasyonun yakın dönem enflasyonunu beslediğini dile getirdi.
Şimşek, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde enflasyon ataletinin yaklaşık yüzde 40 civarında bir pay tuttuğunu belirterek. "Bugün enflasyonunuz yüzde 10 ise, diğer her şey kusursuz işlese dahi bunun örneğin yüzde 4'ü doğrudan bir sonraki yıla devreder. " değerlendirmesinde bulundu.
Söz konusu hedef ve tahminlerin siyasi saiklerle belirlenmediğini, tamamen sahadaki gerçekliklerin birer sonucu olduğunu vurgulayan Şimşek, Türkiye'nin küresel ve bölgesel koşullar açısından son birkaç yılda şanslı olmadığını. Buna rağmen önemli ilerleme kaydedildiğini söyledi.
Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hükümetin, depremde tahrip olan konut stokunu hızla telafi etmek adına deprem bölgesinin yeniden inşasına öncelik verdiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Deprem bölgesine şu ana kadar 104 milyar dolar tutarında devasa bir kaynak aktardık. Deprem bölgesinde 621 bin konut teslim edildi veya teslim aşamasındadır. Deprem bölgesindeki illerde kira enflasyonu yaklaşık yüzde 20 seviyesine gerilemişken, ülkenin geri kalanında son verilere göre hala yüzde 40-50 bandında seyretmektedir. Görüldüğü gibi arz yönlü adımlar çok somut sonuçlar vermektedir. 500 bin yeni sosyal konut projesini başlattık. Önceden açıklanan 250 bin konutla birlikte önümüzdeki birkaç yılda devlet destekli toplam 750 bin sosyal konut inşa edilecek. Burada amacımız, geçim maliyetinin neredeyse yüzde 40'ını oluşturan konut ve kira baskısını hafifletmektir. "