Avrupa gibi sanayisizleşme tuzağına düşmeyelim

· Dünya Gazetesi

Avrupa gibi sanayisizleşme tuzağına düşmeyelim

Mevcut desteklerin istihdam kaybını ve şirket kapanmalarını durdurmaya yetmediğini söyleyen TGSD'de müşterek başkanları Toygar Narbay. Ümit Özüren; üretim, istihdam, teknoloji, finansman ve markalaşmayı tek çatı altında toplayacak bütünleşik bir sanayi politikası çağrısında bulundu. Başkanlar,…

Net ihracatçı yapısıyla Türkiye ihracatının bel kemiğini oluşturan ve son 3 yıldır hem istihdam hem de ihracatta kan kaybı yaşayan Türkiye hazır giyim sektörü. Yeni yol haritasıyla çıkış arıyor.

Sektörün üst örgütü Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin (TGSD) müşterek başkanları, mevcut desteklerin istihdam kaybını. Sektörün üst örgütü Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin (TGSD) müşterek başkanları, mevcut desteklerin istihdam kaybını ve iflasları durdurmaya yetmediğini belirterek üretim, istihdam, teknoloji, finansman ve markalaşmayı tek çatı altında toplayacak bütünleşik bir sanayi politikası çağrısında bulundu. Yeni Orta Vadeli Program (OVP) için "Sanayiye ışık tutan bir OVP görmedik" yorumunu yapan TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay. Yeni Orta Vadeli Program (OVP) için "Sanayiye ışık tutan bir OVP görmedik" yorumunu yapan TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sanayisizleşme uyarısının yalnızca sektörün değerlendirmesi olmadığını, OVP'deki rakamlarda da görüldüğünü belirtti.

Narbay, şunları söyledi: "Mal ihracatımızın milli gelire oranı yeni OVP içinde yer alan tabloda 2025'te yüzde 17,1 iken 2029'da yüzde 14,2'ye geriliyor. Yani ekonomi büyürken mal ihracatının payı küçülüyor. Dahası bir önceki programda 2028 için yüzde 16,4'lük bir oran öngörülmüştü. Yeni programda aynı yılın öngörüsü yüzde 14,5'e inmiş durumda. Bir yıl içinde beklentinin 1,9 puan geri çekilmesi, bizim işaret ettiğimiz eğilimin resmi projeksiyonlara da yansıdığını gösteriyor. "

Narbay, Avrupa'nın 1980'lerden itibaren düşük ve orta teknolojili üretimi üçüncü ülkelere kaydırıp yüksek teknolojiye odaklanma modelinin. En sonunda Avrupa'nın sanayi ekosistemini zayıflattığına dikkat çekti. Düşük ve orta teknolojili üretimin kaybedilmesinin yüksek teknolojili sektörlerin ihtiyaç duyduğu sanayi ekosistemini de olumsuz etkilediğini ifade eden Narbay. Türkiye'nin benzer bir süreç yaşamaması için mevcut üretim kapasitesinin korunması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin sanayi politikası açısından bir yol ayrımında olduğunu söyleyen Narbay, mevcut eğilimin devam etmesi halinde kalıcı kayıpların yaşanabileceğini belirtti. Narbay, önerilerinin ise rekabet gücünü yeniden kazanmayı amaçlayan bütünleşik bir sanayi politikası olduğunu yineledi. Hazırladıkları yol haritasının üç aşamadan oluştuğunu anlatan Narbay, kısa vadeyi 2026-2028 dönemini kapsayan "stabilizasyon", orta vadeyi "değişim. Hazırladıkları yol haritasının üç aşamadan oluştuğunu anlatan Narbay, kısa vadeyi 2026-2028 dönemini kapsayan "stabilizasyon", orta vadeyi "değişim ve dönüşüm", uzun vadeyi ise "Türkiye Markası" olarak tanımladıklarını söyledi.

Kısa vadeli öneriler arasında net ihracata yüzde 10 döviz dönüşüm desteği, iş gücü desteklerinin bölgesel gelişmişlik seviyesine göre artırılması. Kısa vadeli öneriler arasında net ihracata yüzde 10 döviz dönüşüm desteği, iş gücü desteklerinin bölgesel gelişmişlik seviyesine göre artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması bulunuyor. Orta vadede ise Türkiye'deki üretim yapısının ürün segmentlerine göre yeniden konumlandırılması öneriliyor. Narbay, lüks ürünlerin Batı bölgelerinde, premium segmentin Orta Anadolu'da, orta segmentin Doğu Anadolu'da, fiyat hassasiyeti yüksek ekonomik ürünlerin. Narbay, lüks ürünlerin Batı bölgelerinde, premium segmentin Orta Anadolu'da, orta segmentin Doğu Anadolu'da, fiyat hassasiyeti yüksek ekonomik ürünlerin ise sınır bölgelerindeki üretim havzalarında üretilmesini öngören bir model üzerinde çalıştıklarını söyledi.

TGSD tarafından hazırlanan "Uzgörü 2050 ve Stratejik Yol Haritası"nı hatırlatan Narbay, bu yol haritası ile en fazla dış ticaret fazlası veren. TGSD tarafından hazırlanan "Uzgörü 2050 ve Stratejik Yol Haritası"nı hatırlatan Narbay, bu yol haritası ile en fazla dış ticaret fazlası veren ve emek yoğun sektörlerin başında gelen hazır giyimde kalıcı kayıpların önüne geçmeyi hedeflediklerini anlattı. Hazır giyim sektöründe maliyetlerin yaklaşık yüzde 40'ını ithal girdiler (pamuk, elyaf, boya, paketleme), kalan yüzde 60'ını. Hazır giyim sektöründe maliyetlerin yaklaşık yüzde 40'ını ithal girdiler (pamuk, elyaf, boya, paketleme), kalan yüzde 60'ını ise işçilik, enerji, finansman gibi Türkiye'de yaratılan yerli maliyetlerin oluşturduğunu belirten Narbay, yerli katma değer oranı yüksek olan sektörün kur-maliyet makasından en ağır darbeyi aldığını söyledi.

Narbay, "2022-Ağustos 2026 döneminde ücretler 5,1 kat, finansman maliyetleri 4,1 kat, enflasyon 3,8 kat artarken döviz paritesindeki artış 2,6 katta kaldı. Bu durum dolar bazındaki maliyetlerde yüzde 30'luk bir artış yarattı. 2022- 2026 yılları arasında tekstil ve hazır giyim sektöründe toplam 364 bin kişilik istihdam kaybı yaşandı. Sektörün 6-6,5 milyar doları makine olmak üzere toplam 10 milyar dolarlık yatırım stoku bulunuyor. Üretimdeki daralma, bu devasa kapasitenin tamamen kaybedilmesi riskini doğuruyor" dedi.

Finansman maliyetlerinin sanayiciyi üretime başlamadan dezavantajlı konuma getirdiğini belirten Narbay. Finansman maliyetlerinin sanayiciyi üretime başlamadan dezavantajlı konuma getirdiğini belirten Narbay, durumun sürdürülemezliğini şu sözlerle özetledi: "Mevcut faiz koşullarında Türkiye'deki bir işletmenin sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerekiyor. Düşük enflasyon ve faiz ortamında çalışan rakip ülkelerde ise bu oran yüzde 3,6 civarında. Yani daha üretime başlamadan 10 puan gerideyiz. Yüzde 13,6 FAVÖK üreten sanayici olmadığına göre işletmeler ya sermayelerini kaybediyor ya da borçluluğunu artırıyor. Risksiz finansal getirilerin bu kadar yüksek olduğu ortamda sermayeyi üretime yönlendirmek imkansızlaşıyor. "

OVP'de hazır giyim ve tekstilin sektör adı verilerek anılmasını ve KOBİ destekleriyle istihdamı korumaya yönelik enstrümanlara konu edilmesini değerli bulduklarını vurgulayan Narbay, "Öte yandan programda sektörümüz 'emek yoğun sektörler' başlığı altında yer alırken stratejik sektörler savunma, sağlık, yarı iletkenler.

Oysa hazır giyim, kilogram başına 16,2 dolarlık birim değeriyle Türkiye'nin üçüncü en yüksek birim değerli ihracat kalemi; tekstil ile birlikte verdiği 14 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla da cari açığın kapatılmasına en büyük katkıyı sağlayan imalat sektör. Hazır giyim ve tekstilin, OVP'de 'emek yoğun sektörler' tanımının yanı sıra 'stratejik sektörler' arasına alınmasını talep ediyoruz" dedi. Narbay, büyük işletmeler için KOSGEB yanında Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı'nın (BİGEB) kurulmasını da istedi.

TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, 13-14 Ekim'de "Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye" temasıyla düzenlenecek 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı'nda sektörün rekabet gücü, yeni pazarlar, sürdürülebilirlik, yapay zeka, dijitalleşme ve üretim teknolojilerinin ele alınacağını söyledi. Özüren, konferansın ana hedefinin "Made in Türkiye" kavramını üretimin ötesine taşıyarak inovasyon, teknoloji, tasarım, lojistik, marka gücü. Türkiye'nin kültürel değerleriyle yeniden tanımlamak olduğunu belirtti.