· Cumhuriyet
Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım.
Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> ‘Aslında kalandır terkeden’ - Yüksel Işık Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Olaylar Ve Görüşler Son Köşe Yazıları ‘Aslında kalandır terkeden’ - Yüksel Işık 10.09.2026 04:00 Güncellenme: 10.09.2026 04:00 Takip Et: Murathan Mungan'ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım: "Kimdi giden, kimdi kalan/ Aslında giden değil/ Kalandır terkeden/ Giden de/ Bu yüzden gitmiştir zaten" Bu yazının nedeni de bu dizelerdir. Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım...
"Kimdi giden, kimdi kalan/ Aslında giden değil/ Kalandır terkeden/ Giden de/ Bu yüzden gitmiştir zaten"
Bu yazının nedeni de bu dizelerdir. Bilindiği üzere dün CHP'nin; emekli olur olmaz üyesi olduğum, arkadaşım Ümit Erkol'un gözaltına alınıp tutuklanmasından sonra Ankara il başkanvekili olarak görev yaptığım. Butlan kararından sonra gerekçe belirtilmeden görevden alındığım partinin 103. kuruluş yıldönümüydü. .
CHP'nin fiili kuruluşu, Sivas Kongresi'ne uzanır ama 103 yıl önce yapılan resmi başvuru kuruluşta esas alınır. Kuruluşu da tarihsel bir görevin yerine getirilmesini amaçlar. Hatırlanacağı üzere, savaş bitmiş ama ülkenin hali perişandır. Atatürk, bu perişanlığı ortadan kaldırabilmenin, tek tek kişilerin maharetinin çok ötesinde bir enerji gerektirdiğinin farkındadır. Dağ gibi sorunların çözmek için kaldıraç görevi görecek güçlü bir örgüte gereksinim duyar. O bilir ki "örgütlü güç yenilmez".
Hep olduğu gibi katılımcıdır Atatürk. Örgüt fikrini paylaşır; her gittiği yerde uzun uzun söyleşir halkla. Ve nihayet 7 Aralık 1922'de, Ankara'da yaptığı basın toplantısında, "Halkçılık ilkesine dayanan bir parti kurmak istediğini. Ve nihayet 7 Aralık 1922'de, Ankara'da yaptığı basın toplantısında, "Halkçılık ilkesine dayanan bir parti kurmak istediğini ve adının da Halk Partisi" olacağını açıklar. Aynı basın toplantısında, partinin programının katılımcı bir modelle yapılabilmesi için yurtseverlere ve bilim insanlarına da çağrı yapar. Çağrısı, halkta da bilim insanlarında da karşılık bulur. Atatürk, kendisine ulaşan görüşleri derler, toplar ve "Dokuz Umde" olarak ikinci Büyük Millet Meclisi seçimleri sırasında açıklar.
O programda, Cumhuriyetin ilanı, halifeliğin ve Din İşleri Bakanlığı'nın lağv edilmesi, medrese ve tekkelerin kapatılması gibi konulara yer vermez Atatürk. Çünkü kendi deyişiyle, "Bu sorunları programa alarak önceden, bilgisiz ve gericilerin bütün ulusu yanıltmalarına fırsat bulmalarını uygun bulmaz".
Bununla birlikte "egemenlik ulusundur", "TBMM'den başka hiçbir makam ulusun alın yazısında etkin olamaz" gibi esas amacı işaret eden. Cumhuriyet fikrini açıkça ortaya kayan bir tutum takınmaktan da geri durmaz.
Sonrasını biliyorsunuz. Önce Ankara başkent, ardından da Cumhuriyet ilan edilir. Bugün pek çok sorunla kuşatılan Cumhuriyetin serüveni de böylece başlamış olur. O serüven, aynı zamanda, 103 yıllık CHP'nin de serüvenidir.
Atatürk'ün sonsuzluğa uçmasından sonra cumhuriyet fikrine saldırıların giderek arttığını biliyoruz; bu saldırılara Cumhuriyet kültürüyle yetişen kadroların karşı çıktığını da… Başta İnönü olmak üzere söz konusu kadrolar, CHP'yi bir kale haline dönüştürdü; başta Deniz Gezmiş olmak üzere gençlik. Başta İnönü olmak üzere söz konusu kadrolar, CHP'yi bir kale haline dönüştürdü; başta Deniz Gezmiş olmak üzere gençlik, canı pahasına, bağımsızlık ülküsüne sahip çıktı. Ve işbirlikçiler anladı ki "bağımsızlık fikri boğdurulmadan ve CHP içeriden fethedilmeden, Cumhuriyet düşürülemez".
Tarih, bazen tekrar eder; eğer ders alınmazsa. . Bilindiği üzere Demokrat Parti (DP) döneminde CHP'nin mallarına el konmuştu; bir sonraki adım CHP'nin kapatılmasıdır. DP'nin aklından geçirip de yapamadığı bu eylem için 12 Eylül darbesinin beklenmesi gerekecektir.
12 Eylül darbesi, yalnızca siyasi partileri kapatmakla yetinmemiş; Türkiye'nin geleceği olan gençliği de idam sehpalarına çıkarmış; işkenceden geçirerek, toplumsal. 12 Eylül darbesi, yalnızca siyasi partileri kapatmakla yetinmemiş; Türkiye'nin geleceği olan gençliği de idam sehpalarına çıkarmış; işkenceden geçirerek, toplumsal ve politik iklimi kısırlaştırmanın aracı olmuştu. Toplumun zihninin kuşatılması işlevini de üstlenen darbenin etkisi ortadan kalkınca pek çok parti gibi CHP de yeniden açılmış. Süreç içinde toplumsal muhalefetin "amiral gemisi" haline dönüşmüştü. 2019'da büyükşehirleri, 2024'te, ülke nüfusunun yüzde 60'ının yaşadığı belediyeleri CHP'nin kazanması da bu sürecin sonucudur.
Öte yandan mevcut iktidar artık yönetemez hale gelmiş; halk ise iktidarın artık yönetemez olduğu kanaatine varmış. Öte yandan mevcut iktidar artık yönetemez hale gelmiş; halk ise iktidarın artık yönetemez olduğu kanaatine varmış ve belediyelerin başarısı üzerinden olası CHP iktidarını konuşur olmuştu. 2023'de kaçan tarihi fırsat, bir kez daha muhalefetin kapısını çalmak için bekler hale gelmişti.
Sorun, iktidarın, iktidarı bırakıp bırakmama noktasında düğümlendi. Oysa "Osmanlı'da oyun çok"tu. Bütün toplum, "seçim olursa muhalefetin adayı kim olacak" sorusuna odaklanmışken bu oyunları iyi bilen bir tarihsel geleneğe sahip iktidar. "seçimden önce yapılacaklar listesi"ni devreye soktu. Listenin başında İmamoğlu; listenin sonu ise "herkesin bildiği sır" olarak kabul edilen "butlan" vardı. .
Butlan kararı, parti içi gerilimi su yüzüne çıkardı ve o ana kadar iktidarın en büyük adayı parti, kendi içinde bölündü. Bölünme, "karpuzun sapı ile gövdesi" arasında olsa da, partinin etrafında kümelenen toplumsal enerji, içe dönük bıktırıcı tartışmaların tüketim sürecine kurban edilmişti. 100 yılı aşkın süre nice toplumsal badireleri atlatan parti, iktidarın hamlesi sonucu, içine dönmüş; yenik düşmüştü.
Butlan süreci yönetilemedi. Uluslararası siyasal mühendislik çalışmasının amacı, iktidarın ömrünü bir dönem daha uzatmaktı. Bu gerçeği görmek ve ilkesel duruşlar sergilemek yerine takınılan konjonktürel tutum seçmeni mecalsiz bıraktı.
Ve böylece Cumhuriyetin de Cumhuriyeti kuran kadroların partisi CHP'nin de 103. yılını geride bıraktığımız bugünlere geldik. Bugün açıkça görüyoruz ki Cumhuriyet kuşatma altındadır. Bu kuşatmanın önündeki en büyük tarihsel engel olan CHP ise butlan kararı sonucu ağır yara almış durumdadır.
Yapılması gereken kurultay yapılamadığı, atılması gereken adımlar atılamadığı ve parti içi iktidar mücadelesinde ön almak için pek çok masum kadronun gözünün yaşına bakılmadan tasfiye edildiği için partinin bölünmesi. Yapılması gereken kurultay yapılamadığı, atılması gereken adımlar atılamadığı ve parti içi iktidar mücadelesinde ön almak için pek çok masum kadronun gözünün yaşına bakılmadan tasfiye edildiği için partinin bölünmesi, kaçınılmaz bir hal aldı.
Tek teselli, YENI Parti'nin, "başka bir şey benim istediğim" diyen sessizlerin sesi. Tek teselli, YENI Parti'nin, "başka bir şey benim istediğim" diyen sessizlerin sesi ve günü geldiğinde, yanlışının özeleştirisini yapabilme ve doğrusunu her koşulda sahiplenme potansiyeline sahip olmasıdır.
Ahlak ve Namus birbirine yakın ama aynı olmayan kavramlardır.
Üsküdar, bir buçuk yıldır muhalif belediyelere karşı tezgâhlanan operasyonların amacının çok net olarak iktidar tarafından ilan edildiği ilçe oldu.
Yarın 11 Eylül’ün 25. yıldönümü (pazartesi günü yazacağım), AfD’nin, Saksonya-Anhalt seçimlerindeki zaferi. 11 Eylül kadar olmasa bile, Almanya’nın iç siyasetinin ötesinde, Avrupa Birliği’nin geleceği açısından tarihte yeni bir sayfa açmış olabilir.
Almanya’da Saksonya-Anhalt’taki eyalet seçimlerini aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin kazanması sadece bu ülkede değil tüm dünyada yankı uyandırdı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 2 Eylül 2026’da Kahire’de Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es Sisi ile yaptığı görüşmede. Ortadoğu için kapsamlı bir “yeni güvenlik mimarisi” önerdi.
İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.
Butlan tarafından CHP’de yaratılmış o çok özel ekibi, alışık olduğunuz düşünce sistemleriyle anlamaya boş yere çalışmayın.
Ülkemizde “nişasta bazlı şeker (NBŞ)” olarak adlandırılan ürünün birçok firmanın yaptığı usulsüzlükler sonucunda, kotasının çok üzerinde piyasaya sürüldüğü geçen günlerde ortaya çıktı. Bu durum insan sağlığı açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.
Murathan Mungan’ın dizeleri, oldum olası ilgimi çeker; ne zaman karmaşık bir durumla karşılaşsam şu dizeleri mırıldanırım. .
Her şey birbirine girmiş, kurguyla gerçek arasındaki ayrım giderek silikleşmiş durumda. Eğitim dünyasında da bu bulanıklıktan faydalanma fırsatçılığı gün be gün artıyor.
Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin ardından geri çekilen Yunan birliklerinin takibi, kuvvetlerin dağınık çekilmesi nedeniyle oldukça güçleşmişti.
Weber toplumsal değişmeye klasik sosyologlardan farklı olarak tek bir nedenle. Weber toplumsal değişmeye klasik sosyologlardan farklı olarak tek bir nedenle, çizgisel olarak ilerleyen tarih anlayışı yerine çoklu etkenlerle şekillenen bir tarih görüşünü kabul eder.
Bugün dünyayı yeni bir büyük savaş tehlikesine sürükleyen sıcak çatışmaların arkasında kimler var?
HPV aşısının Türkiye’nin Ulusal Bağışıklama Programı’na dahil edilip edilmeyeceği yeniden tartışılıyor.
“Ne zaman savaşacağını, ne zaman savaşmayacağını bilen kazanacaktır. ”
Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusunun, emperyalizmin Anadolu’ya gönderdiği Yunan ordusunun. 30 Ağustos 1922’de tırnaklarını söktüğü meydan savaşının üzerinden 104 yıl geçti.
Terör örgütü PKK’ye özel çıkarılan ancak adına “af yasası” denmeyen yasanın imzalanmasının ardından yasaya taraf hemen herkes “eşit yurttaşlık”tan dem vurdu.
Şükran Soner’in gazetecilik çizgisinde işçi hakları, sendikal örgütlenme. Şükran Soner’in gazetecilik çizgisinde işçi hakları, sendikal örgütlenme ve işçi sağlığı–iş güvenliği olağan bir uzmanlık alanının ötesinde, yaklaşık 60 yıllık mesleki tanıklığının temel dayanaklarıdır.
Büyük tarihsel olaylar, yalnızca ortaya çıktıkları bölgeyle sınırlı kalmazlar; dalga dalga başka coğrafyalara yayılır, başka toplumların düşüncelerini ve siyasal hareketlerini etkilerler.
“Çerçeve yasa” olarak adlandırılan ve PKK/ KCK terör örgütüne belli koşullarla “af” getiren 7595 sayılı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” 18.08.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. “Çerçeve yasa” olarak adlandırılan ve PKK/ KCK terör örgütüne belli koşullarla “af” getiren 7595 sayılı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” 18.08.2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Sakarya Meydan Muharebesi ile Büyük Taarruz arasında neredeyse tam bir yıl vardır.