· FikirPilot
Wisconsin National Primate Research Center’da Aralık 2022’de başlayan Shigella salgını, araştırmacılara aşı geliştirme açısından değerli bağışıklık verileri sağladı. Science Translational Medicine’da yayımlanan çalışmada bilim insanları, enfekte insan dışı primatlardan elde edilen verileri…
Wisconsin National Primate Research Center’da Aralık 2022’de başlayan Shigella salgını, araştırmacılara aşı geliştirme açısından değerli bağışıklık verileri sağladı. Science Translational Medicine’da yayımlanan çalışmada bilim insanları, enfekte insan dışı primatlardan elde edilen verileri inceleyerek bakteriye karşı etkili bağışıklık yanıtlarını. Science Translational Medicine’da yayımlanan çalışmada bilim insanları, enfekte insan dışı primatlardan elde edilen verileri inceleyerek bakteriye karşı etkili bağışıklık yanıtlarını ve olası aşı hedeflerini belirledi.
Salgında insan dışı primatlar arasında mikrobiyolojik olarak doğrulanmış 169 şigelloz vakası görüldü. Araştırmacılar serotiplendirme için 151 Shigella izolatı topladı ve 95 temsili izolatın tüm genom dizilemesini yaptı. Salgına, esir primatlarda sık görülen Shigella flexneri’nin birbiriyle ilişkili iki kümesi yol açtı. İnsan salgınlarında daha çok Shigella sonnei etkili olsa da iki tür de her iki primat grubunu enfekte edebiliyor. Antimikrobiyal direnci test edilen 90 izolatın yüzde 63’ü çoklu ilaç direncine sahipti. Vakaların çoğu hafif ishal belirtilerine neden olurken bazı hayvanlarda belirti görülmedi, bazı vakalarda. Vakaların çoğu hafif ishal belirtilerine neden olurken bazı hayvanlarda belirti görülmedi, bazı vakalarda ise ağır hastalık gelişti; bebekler en çok etkilenen gruptu.
Bilim insanları, 41 enfekte hayvandan enfeksiyon sürecinde serum, plazma ve bağışıklık hücreleri aldı. Örnekler enfeksiyonun belirlenmesinden 1, 2 ve 4 ila 6 hafta sonra toplandı. İncelemelerde, bakterinin dış yüzeyindeki LPS molekülünün dış bileşeni olan O-antijeni hedefleyen antikorlar bulundu. Bazı antikorların tekrarlanan maruziyetlerle geliştiği ve farklı Shigella serotiplerinin O-antijenlerine saldırabildiği görüldü. O-antijenine güçlü bağlanan antikorlar ayrıca bakteriyi parçalayan plazma protein zincirlerini tetikleyebildi.
Araştırmacılar, bakterinin hücrelere saldırmak için kullandığı iğne benzeri tip 3 salgı sisteminin (T3SS) ucundaki IpaB. IpaD proteinlerini hedefleyen antikorları da inceledi. Bu antikorlar, T hücreleri dahil koruyucu bağışıklık yanıtlarını uyarabildi. Bazı antikorlar kan hücrelerinin parçalanmasını kolaylaştırırken, yararlı olanlar bunu engelledi. İki antikor türünün proteinlerin farklı bölgelerine bağlandığı ve koruyucu antikorların kesin bağlanma noktasının saptandığı belirtildi. Bulgular, Shigella’nın farklı türlerine karşı etkili bir aşının tasarlanması için yeni hedefler sunuyor.
Çalışmanın asıl katkısı, Shigella’ya karşı bağışıklığın yalnızca enfeksiyonun geçirilmesiyle oluşan genel bir yanıt olmadığını, bakterinin farklı bölümlerine yönelen. Çalışmanın asıl katkısı, Shigella’ya karşı bağışıklığın yalnızca enfeksiyonun geçirilmesiyle oluşan genel bir yanıt olmadığını, bakterinin farklı bölümlerine yönelen ve işlevleri ayrışan antikorlarla incelenebileceğini göstermesi. O-antijenini tanıyan antikorların farklı serotiplere karşı etkili olabilmesi, türler arasındaki çeşitliliğin aşı tasarımında nasıl aşılabileceğine dair bir çerçeve sunuyor. T3SS proteinlerine bağlanan koruyucu antikorların belirli bölgelerinin saptanması ise aday aşıların hangi bağışıklık yanıtlarını uyarması gerektiği sorusunu daraltıyor. Bununla birlikte, çoklu ilaç direncinin yaygın olduğu ve özellikle bebeklerde ağır hastalık görülebildiği salgın. Bununla birlikte, çoklu ilaç direncinin yaygın olduğu ve özellikle bebeklerde ağır hastalık görülebildiği salgın, aşı dışındaki tedavi seçeneklerinin sınırlılığını da ortaya koyuyor. Bulguların insanlarda koruma sağlayan bir aşıya nasıl dönüşeceği ise açık kalıyor.