Akdeniz’de trilyon dolarlık tsunami riski

· Dünya Gazetesi

Akdeniz’de trilyon dolarlık tsunami riski

Akdeniz’de iklim krizi ile tektonik risklerin kesişiminde yer alan kıyı ekonomileri, 1,5 trilyon dolarlık potansiyeliyle büyük risk altında. Sanırım, uNESCO’nun 30 yıl içinde yüzde 100’e yakın gördüğü tsunami olasılığı, yetersiz erken uyarı süreleri sebebiyle dirençli altyapı yatırımlarını.…

Dünya genelinde kıyı şeritleri, küresel ekonominin ve nüfus hareketlerinin en dinamik merkezlerini oluşturuyor. Ancak görünürde uysal bir iç deniz olan Akdeniz, tarihsel kayıtlar. Ancak görünürde uysal bir iç deniz olan Akdeniz, tarihsel kayıtlar ve modern simülasyonlar ışığında sanılanın aksine son derece karmaşık ve riskli bir hidrodinamik dengeye sahip. Yapılan araştırmalar, yıkıcı dalgaların Fransız Rivierası başta olmak üzere havza genelini şaşırtıcı derecede kısa bir uyarı süresiyle vurabileceğini gösteriyor. Kıyı hatlarındaki yüksek nüfus yoğunluğu, marina yatırımları ve ticari limanlar göz önüne alındığında, geçmişte yaşanan yaklaşık iki metre yüksekliğindeki dalgaların yol açtığı hasar. Kıyı hatlarındaki yüksek nüfus yoğunluğu, marina yatırımları ve ticari limanlar göz önüne alındığında, geçmişte yaşanan yaklaşık iki metre yüksekliğindeki dalgaların yol açtığı hasar ve can kayıpları, bu potansiyel afetleri sadece ekolojik değil, doğrudan sürdürülebilir kalkınmayı tehdit eden bütüncül bir risk haline getiriyor.

Fransız Rivierası'nda resmi bir tsunami uyarısı sahil şeridindeki yerleşimcilere veya turistlere ulaşmadan önce ilk dalgaların kıyıya ulaşma ihtimali oldukça yüksek. Bölgesel simülasyonlarda deniz tabanındaki kırılma veya kaymalardan sonra ilk dalgaların kıyıya ulaşma süresi 10 dakikadan daha az. Buna karşın Fransa Ulusal Uyarı Merkezi'nin potansiyel olarak tehlikeli bir depremden. 15 dakika sonra yetkililere ilk bildirimi gönderebilecek şekilde tasarlanmış olması, 5 dakikalık kritik bir zaman açığı yaratıyor. Zaman çizelgesindeki bu gecikme marjı, klasik merkezi haberleşme ağlarının ötesinde, yerel seviyede yapılandırılmış yeni nesil kıyı dirençlilik politikalarını zorunlu kılıyor.

Nice ve çevresindeki araştırmacılar ile yerel yetkililer, uyarı sistemlerini iyileştirmenin ötesine geçerek kriz başlamadan önceki ilk kararları otomatikleştirmeye odaklanıyor. Bölgede yürüyüş rotaları haritalandırılıyor, güvenli sığınma alanları belirleniyor. Bölge sakinlerinin deniz anormal davranmaya başladığı an kıyıdan derhal ayrılmalarını sağlayacak toplumsal farkındalık modelleri uygulanıyor.

Araştırmayla ilgili konuşan BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Tsunami Birimi Yetkilisi 'Jean-Pierre Duval', "Bölgesel algının değişmesi gerekiyor. Akdeniz, genellikle tsunami oluşması için olası olmayan bir yer olarak kabul edilir. UNESCO olarak bu varsayıma karşı sürekli uyarıda bulunuyoruz. 22 Haziran 2022'de açıkladığımız üzere, önümüzdeki 30 yıl içinde Akdeniz'de 1 metreyi aşan bir tsunami dalgasının oluşma olasılığı yüzde 100'e yakındır. Bu tahmin 2052 yılına kadar sürecek olan dönemi kapsıyor ve tüm kıyı planlamalarının bu gerçeklik etrafında sürdürülebilir kılınmasını gerektiriyor" dedi.

Bölge, tehlikeli tsunamiler oluşturmak için gerekli tüm jeolojik unsurları bünyesinde barındırıyor. Ligurya Denizi'ndeki aktif fay hatları boyunca Fransa ve İtalya kıyılarına yakın noktalarda meydana gelebilecek depremler doğrudan riski tetikliyor. Güneyde Afrika ve Avrasya levhalarının hareketi ile Kuzey Afrika açıklarındaki potansiyel kırılmalar, su altı heyelanlarıyla birleştiğinde anlık. Son derece yıkıcı lokal dalgalar üretebiliyor.

Durumun teknik boyutunu ve toplumsal algıdaki eksikliği değerlendiren Fransız Ulusal Araştırma Merkezi (CNRS) Deniz Jeolojisi Uzmanı Dr. Hélène Mercier ise. "Tsunami, insanların hayal ettiği gibi sadece sinematik bir biçimde yükselen dev bir su duvarına benzemez. Deniz seviyesinin hızlı bir şekilde yükselmesi veya alçalması ve ardından tekrarlanan dalgalanmalar şeklinde ortaya çıkar. Fransızca'da raz-de-marée veya İtalyanca›da maremoti olarak adlandırılan bu olaylar, santimetrelerden birkaç metreye varan ani su baskınlarına. Son derece güçlü akıntılara neden olur. Kıyı ekosistemlerinin sürdürülebilirliği için bu hidrodinamik kuvvetlerin hesaba katılması şarttır" diye konuştu.

Akdeniz gibi kapalı denizlerde tsunami dalgalarının yayılım hızı ile sismik veri işleme süreleri arasındaki fark kritik önem taşıyor. Pasifik'te dalgaların kıyıya ulaşması saatler alırken, Akdeniz'de bu süre 10 dakikanın altına iniyor. Uyarı merkezlerinin depremi saptayıp bildirmesi ortalama 15 dakika sürdüğünden teknoloji tek başına yetersiz kalıyor. Bilim insanları, sürdürülebilir kıyı güvenliğinin ancak bireysel farkındalık ve anlık tahliye ile mümkün olduğunu vurguluyor.

Tarihsel süreçte Akdeniz kıyılarında yaşanan deniz hareketleri, bölgesel kültürlerde farklı terimlerle adlandırılıyor. Fransa'da dev dalgalara atıfla 'raz-de-marée' denirken, İtalya'da deniz depremi anlamına gelen 'maremoti' ifadesi kullanılıyor. Günümüzde tsunamiyi oluşturan mekanizmalar sadece tektonik depremlerle sınırlı kalmayıp, deniz altı heyelanları ve volkanik hareketlerle de tetikleniyor. Bu olaylar kıyı topoğrafyasında kalıcı değişikliklere ve uzun vadeli ekonomik kayıplara yol açıyor.