Ağzınızdaki iyi bakterileri korumak için beslenme ipuçları

· BBC Türkçe

Ağzınızdaki iyi bakterileri korumak için beslenme ipuçları

Ağız mikrobiyomunuz, sağlıklı bir ağız ve vücudun anahtarı. İşte iyi bakterileri beslemenin yolları.

BBC News, Türkçe İçeriğe götür Ağzınızdaki iyi bakterileri korumak için beslenme ipuçları Kaynak, Getty Images Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün.

Gündemi BBC Türkçe'den takip etmek artık WhatsApp'ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.

Şekerli gıdaların, ağzımızdaki zararlı bakterileri besleyerek diş çürüklerine yol açabileceğini herkes bilir.

Ne var ki diş sağlığını korumanın, sadece neleri yemediğinizle değil, neleri yediğinizle de yakından ilgili olduğu görülüyor. Üstelik meyveden peynire kadar faydalı besinler sizi şaşırtabilir.

Araştırmalar, ağız mikrobiyomunun önemini giderek daha fazla ortaya koyuyor.

Bu topluluk, virüsler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların yanı sıra 700 farklı bakteri türünden oluşuyor. Sağlığımız üzerinde derin bir etkiye sahip olabiliyor. Fakat günümüzde bu konu genellikle ihmal ediliyor.

Böyle olması gerekmiyor. Ağızdaki mikropların bakımını sağlamak kolay. Tıpkı bağırsaklarda olduğu gibi, burada da beslenme önemli bir rol oynuyor.

İşte sağlıklı dişlere kavuşmanızı sağlayacak beslenme hakkında bilmeniz gerekenler.

Ağzınızın dinamik ortamında mikroplar kendilerine ekolojik yerler edinir. Her bir tür kendine özgü bir yaşam alanını tercih eder. Bazı bakteriler diş yüzeyine yerleşmeyi seçerken, diğerleri dili tercih edebilir ya da dişlerinizle diş etleriniz arasındaki o minik boşluklarda gizlenebilir.

Bu mikropların bazıları pek iyi haber sayılmaz. Örneğin, diş yüzeyinde yaşayan ve şekerle beslenmeye bayılan Streptokok mutans bakterisini ele alalım.

Bu bakteri, şekeri dişlerin koruyucu mine tabakasını aşındıran asitlere dönüştürüyor. Bu durum zamanla, Amerikalıların % 80'inden fazlasının 30'lu yaşlarının ortalarına gelene dek karşılaştığı diş çürüklerine yol açabiliyor.

Diğer ağız mikropları ise aktif fayda sağlıyor. Örneğin, Veillonella, Aktinomisetler, bazı Streptokok türleri veya Neisseria gibi yararlı bakteriler ağzınızı yuva edindiklerinde, zararlı patojenik türlerin kolonileşmesini engelleyebilirler.

Sağlıklı bir ağız mikrobiyomuna sahip olmak sadece diş sağlığı açısından önemli değil. Dişlerinizi düzenli veya yeterince özenli fırçalamazsanız, dişler ve diş etleri arasındaki boşlukta küçük cepler oluşabiliyor.

Oksijenin az olduğu bu ortamda, Porphyromonas gingivalis gibi mikroplar hızla çoğalabilir.

Buraya yerleşen P. gingivalis, diş eti hastalığına neden olmanın yanı sıra, kalp-damar hastalıkları, depresyon, Alzheimer, diyabet, inflamatuar bağırsak hastalığı, romatoid artrit. Hatta erken doğum gibi sağlık sorunları riskini de artırıyor.

Bilim insanları son yıllarda, sağlıksız bir ağız mikrobiyomu ile bağırsak ve pankreas kanseri arasında giderek daha güçlü bağlantılar kuruyor.

Yakın tarihli bir çalışmada, ABD genelinden bir uzman ekibi katılımcıların tükürük örneklerini inceledi. Ardından kanser risklerini belirlemek üzere denekleri takibe aldı.

Ağız mikrobiyomunda diş çürüğüyle ilişkili belirli bakteri türleri veya Candida mayası bulunanlarda pankreas kanseri riskinin daha yüksek olduğu saptandı.

Ayrıca, tıpkı bağırsaklarda olduğu gibi ağızda da bakteri çeşitliliğinin önemine dair yeni bulgular ortaya çıkıyor. Örneğin, yakın zamanda yapılan bir çalışma, ağızdaki mikrop çeşitliliğinin düşük olmasının depresyonla ilişkili olduğunu gösterdi.

Ancak en önemlisi, bu mikrobiyal topluluğu korumak için sadece diş fırçalamak yeterli değil. Yediğiniz her şeyi onlar da tüketiyor ve beslenmeniz hangi türlerin gelişip, çoğalabileceği üzerinde doğrudan bir etkiye sahip.

Özellikle yüksek oranda şeker içeren atıştırmalıklar ve içeceklerden kaçınmak gerekiyor çünkü bunlar, diş çürüğüne yol açan bakteriler tarafından hızla tüketiliyor.

Ağız içinde kolayca şekere dönüşebildikleri için işlenmiş karbonhidrat tüketimini sınırlamak da iyi bir fikir. Kaçınılması gereken nişastalı atıştırmalıklar arasında beyaz ekmek, kraker, bisküvi, kek ve tuzlu çubuk kraker sayılabilir.

"İyi" bakterileri barındırmak iki açıdan faydalı. Bu bakteriler, çürüklere ve hastalıklara neden olan bakterilerle besin ve yaşam alanı için rekabete girip, sayıca azalmalarını sağlıyor. Ayrıca bazıları, ağzınızda barınmasını istemediğiniz bakterilere doğrudan saldırıyor.

Ağız mikrobiyomu ve bunun tarih boyunca nasıl değiştiği üzerine araştırmalar yapan, ABD'deki Pennsylvania Eyalet Üniversitesi'nde Antropoloji. Biyoetik alanında Doç. Dr. Laura Weyrich, "Şeker seven mikroplardan oluşan geniş Streptokok ailesi içinde, çok az asit üreten ve hatta asit üreten bazı mikroplara saldıran bakteri türleri de var" diyor.

Weyrich, "Adeta birer özgürlük savaşçısı gibiler, silah olarak kullandıkları kendi antibiyotiklerine sahipler. Dolayısıyla, bu bakterilere sahipseniz durumunuz gayet iyi demek" diye de ekliyor.

Örneğin, iyi bir bakteri olan S. salivarius, istenmeyen farklı mikropları öldürebilen proteinler üretiyor. Bu mikroplar arasında, geleneksel antibiyotiklere dirençli patojenler de yer alıyor.

Sağlıklı bir ağız mikrobiyomu oluşturmak istiyorsanız, yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri bol miktarda yeşil yapraklı sebze tüketmek.

Kıvırcık, ıspanak, pancar ve turp gibi gıdalarda, ağzımızdaki Neisseria bakterilerinin sevdiği yüksek miktarda nitrat bulunuyor.

Mikroplar bu nitratı nitrite dönüştürüyor. Ardından bu madde, bağırsaktaki bakteriler tarafından nitrik aside çeviriliyor. Kan dolaşımına katılan nitrik asit, tansiyonu düşürerek kalp ve damar sağlığına fayda sağlıyor.

Örneğin, bir çalışmada, iki hafta boyunca günde iki kez nitrat açısından zengin pancar suyu tüketen yaşlı bireylerde tansiyonun düştüğü gözlemlendi.

İlginç bir şekilde, sarımsak çiğnemek de ağız sağlığına faydalı olabiliyor ama bu nefesiniz üzerinde pek de hoş bir etki yaratmayabilir.

Sarımsakta, diş çürüklerine ve diş eti hastalıklarına neden olan bakterilere saldıran "alisin" adlı bir kimyasal madde bulunuyor.

Büyük ölçüde bitki ağırlıklı beslenmek, ağız mikrobiyomunuza başka açılardan da fayda sağlayabilir. Bunun nedeni, bitkilerde bulunan ve polifenol adı verilen bir bileşik grubu.

Hava aşırı sıcak, soğuk veya güneşli olduğunda hayvanlar yerlerinden kalkıp daha elverişli bir ortama geçebilirler. Bitkiler ise bu lükse sahip olmadıkları için, bunun yerine hücrelerini ve dokularını hasardan koruyan özel antioksidanlar olan polifenolleri üretiyorlar.

Polifenoller zararlı bakterilere karşı da koruma sağlıyor. Örneğin, Wu ve meslektaşlarının araştırmaları, çayda bulunan polifenollerin, çürük ve diş eti hastalığına neden olan "kötü" ağız bakterilerini baskılayabileceğini buldu.

Ayrıca bunların bir araya toplanıp, diş yüzeyine yapışmasını engelleyebiliyorlar.

ABD'deki Illinois Üniversitesi Chicago Diş Hekimliği Fakültesi'nden çocuk diş hekimliği profesörü. Ağız patojenleriyle mücadeleye yardımcı olabilecek gıdaları araştıran Christine Wu "Polifenoller, plakın yapışkanlığından sorumlu enzimlerden birini baskılıyor" diyor.

Wu'nun çalışmasında, çay içmenin, dilin arkasında yaşayan ve ağız kokusuna neden olan bakterileri de baskıladığı görüldü.

Polifenol açısından zengin diğer gıdalar arasında birçok meyve, özellikle koyu renkli meyveler bulunuyor.

Bu nedenle, beklediğinizin aksine, bu şeker ve asit açısından zengin gıdalar ağız sağlığına fayda sağlayabilir. Wu'nun araştırması, kızılcık suyu içmenin diş plağının büyümesini önleyebileceğini ve çürük ve diş eti hastalıklarıyla ilişkili bakterileri baskılayabileceğini gösterdi.