· Dünya Gazetesi
ABD ve Çin'in 10 yıllık tahvil faizleri arasındaki fark 317 baz puanla tarihi zirveye çıktı. ABD'de yükselen faizler ile Çin'deki düşük getiriler arasındaki uçurum, yuan ve sermaye çıkışlarına ilişkin endişeleri yeniden öne taşıdı.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,85'e yükselirken Çin'in aynı vadeli devlet tahvilinin getirisi yaklaşık yüzde 1,68 seviyesinde kaldı. Böylece iki ülke arasındaki fark 317 baz puana ulaşarak 2002'ye kadar uzanan verilerde yeni bir rekora işaret etti.
Rekor farkın arkasında ABD ve Çin ekonomilerinin karşı karşıya bulunduğu tamamen farklı sorunlar bulunuyor. ABD yüksek enerji fiyatları, güçlü ekonomik aktivite, kamu borcu ve yeniden hızlanabilecek enflasyonla mücadele ederken Çin'in önceliği zayıf iç talebi. ABD yüksek enerji fiyatları, güçlü ekonomik aktivite, kamu borcu ve yeniden hızlanabilecek enflasyonla mücadele ederken Çin'in önceliği zayıf iç talebi ve düşük fiyat baskısını tersine çevirmek.
ABD'de uzun vadeli tahvil faizleri son dönemde yeniden sert biçimde yükseldi. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması enflasyon endişelerini büyütürken, yüksek bütçe açıkları. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması enflasyon endişelerini büyütürken, yüksek bütçe açıkları ve artan Hazine borçlanması yatırımcıların ABD tahvillerini taşımak için daha yüksek getiri istemesine yol açıyor.
Çin'de ise tablo tam tersi yönde ilerliyor. Zayıf kredi talebi, gayrimenkul sektöründeki sorunlar ve deflasyon baskısı, Çin Merkez Bankası'nın ekonomiyi destekleyici para politikasını sürdürmesini gerektiriyor.
Bu nedenle Çin tahvil faizleri düşük kalırken ABD faizlerinin yukarı gitmesi, iki ülke arasındaki getiri uçurumunu giderek büyütüyor.
Tahvil getirileri arasındaki fark yalnızca iki ülkenin devletlerinin ne kadar maliyetle borçlandığını göstermiyor. Aynı zamanda küresel yatırımcının parasını hangi piyasada tutacağına ilişkin kararını da etkiliyor.
Bir yatırımcı benzer vadede ABD tahvilinde Çin tahviline göre 3 puandan fazla ek getiri elde edebiliyorsa Çin'deki düşük getirili varlıkları taşımak daha az cazip hale gelebiliyor. Bu durum hem yabancı yatırımcıların Çin'e para girişini yavaşlatma hem de Çin içindeki sermayenin daha yüksek getirili dış piyasalara yönelme riskini artırıyor.
Geçen yıl Çin'in finans hesabından çıkan sermayenin yaklaşık 800 milyar dolara yaklaştığı hesaplanıyor. Bu nedenle faiz farkının daha da açılması Pekin açısından yalnızca tahvil piyasasının değil sermaye hareketlerinin de izlenmesini gerektiren bir gelişme haline geliyor.
Faiz farkının büyümesi Çin yuanı açısından da önemli bir risk oluşturuyor. ABD varlıklarının sunduğu yüksek getiri dolara olan talebi destekleyebilirken Çin'den sermaye çıkışı yuan üzerinde değer kaybı baskısını artırabilir.
Buna rağmen yuan son dönemde ihracat gelirlerinin güçlü kalması. Çin yönetiminin döviz piyasasına yönelik politikaları sayesinde görece dirençli bir seyir izledi. Ancak para politikalarının ters yönlerde hareket etmeye devam etmesi durumunda bu dengenin korunması daha zor hale gelebilir.
Pekin son dönemde ülke dışına çıkan sermaye hareketlerini daha yakından takip ederken, yatırımcıların dış piyasalara erişimini düzenlenen kanallar üzerinden yönlendirmeye çalışıyor. Amaç, sermaye hareketlerini tamamen durdurmak yerine kontrolsüz çıkışların finansal istikrar üzerinde yaratabileceği baskıyı sınırlamak.
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş yalnızca Çin'i ilgilendirmiyor. ABD'nin 10 yıllık tahvili küresel finans piyasalarında risksiz getiri için temel referanslardan biri olduğu için faizlerdeki yükseliş gelişmekte olan ülkelerin finansman koşullarını da sıkılaştırabiliyor.
ABD tahvillerinin getirisi yükseldiğinde küresel yatırımcıların daha riskli piyasalara yönelmek için talep ettiği ek getiri de artabiliyor. Bu durum gelişmekte olan ülkelerin tahvil faizleri, para birimleri ve şirketlerin dış borçlanma maliyetleri üzerinde baskı oluşturabiliyor.
Dolayısıyla ABD ile Çin arasındaki 317 baz puanlık rekor yalnızca iki büyük ekonominin birbirinden ayrışmasını göstermiyor. Aynı zamanda dünyadaki sermayenin daha yüksek faiz sunan piyasalara doğru yönelme ihtimalinin güçlendiğine işaret ediyor.
Bundan sonraki kritik nokta ABD faizlerinin yüzde 5 sınırına doğru ilerleyip ilerlemeyeceği olacak. Çin'in ekonomiyi desteklemek için düşük faiz politikasını sürdürmesi halinde iki ülke arasındaki makasın daha da açılması, yuan. Çin'in ekonomiyi desteklemek için düşük faiz politikasını sürdürmesi halinde iki ülke arasındaki makasın daha da açılması, yuan ve küresel sermaye akımları üzerindeki baskıyı artırabilir.