ABD’de Huawei davası başladı: Ticari sır ve İran suçlamaları gündemde

· Cumhuriyet

ABD’de Huawei davası başladı: Ticari sır ve İran suçlamaları gündemde

Yemen medyası, Suudi Arabistan’a ait savaş uçaklarının ülkenin farklı bölgelerine yaklaşık 40 hava saldırısı düzenlediğini bildirdi. Saldırı iddiaları, Husilerin Suudi Arabistan’ın güneyindeki kentleri balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef almasının ardından geldi.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

ABD Adalet Bakanlığı adına jüriye hitap eden savcı Taylor Stout, Huawei'nin yaklaşık 20 yıl boyunca Amerikan şirketlerinin teknolojilerini yasa dışı yollarla elde etmeye çalıştığını ileri sürdü.

Stout, şirketin faaliyetlerini "hırsızlık, yalan ve örtbas" sözleriyle tanımlayarak Huawei'nin bu yöntemlerle dünya telekomünikasyon pazarındaki gücünü artırmaya çalıştığını savundu.

Savcılığın iddiasına göre Huawei, aralarında Cisco Systems. T-Mobile'ın da bulunduğu beş Amerikan şirketine ait ticari sırları ele geçirmek amacıyla hareket etti.

Dosyada, Cisco'nun internet yönlendiricilerinde kullanılan işletim sistemine ait kaynak kodlarının yanı sıra T-Mobile'ın cep telefonlarını test etmek için kullandığı robotik kolun teknolojisinin de hedef alındığı öne sürüldü.

Savcı Stout, Huawei çalışanlarının Amerikan teknolojilerini çalmaya çalışırken yakalandığını gösteren tanık ifadeleri ve görüntülerin mahkemeye sunulacağını söyledi.

Savcılık, bir Huawei çalışanının T-Mobile'a ait robotik kolun parçalarını izinsiz şekilde aldığına ilişkin görüntülerin de deliller arasında bulunduğunu belirtti.

Huawei'nin avukatları ise savcılığın çizdiği tabloyu reddetti.

Şirketin avukatlarından Brian Heberlig, davanın bir suç komplosundan değil, teknoloji sektöründeki rekabetten kaynaklandığını savundu.

Heberlig, "Bu dava komplo değil rekabet, hırsızlık değil inovasyon, suç faaliyeti değil olağan ticari ilişkilerle ilgili" ifadelerini kullandı.

Huawei'nin başarısını yasa dışı yöntemlerle değil, kendi faaliyetleriyle elde ettiğini öne süren savunma. Şirket yönetiminin sistematik bir suç planı yürüttüğü iddiasını kabul etmedi.

Huawei tarafı, savcıların birbirinden bağımsız bazı olayları seçerek bunları kapsamlı bir suç komplosunun parçaları gibi göstermeye çalıştığını savundu.

Savunmaya göre Cisco ve T-Mobile'la ilgili olaylar şirket politikasından değil, bazı çalışanların bireysel davranışlarından kaynaklandı.

Avukat Heberlig, Huawei yönetiminin söz konusu olayları öğrendikten sonra gerekli adımları attığını ileri sürdü.

Bir Huawei çalışanının Fujitsu'ya ait bir ağ cihazını teknoloji fuarında izinsiz olarak fotoğrafladığı olayın da bireysel bir davranış olduğunu belirten savunma. Bir Huawei çalışanının Fujitsu'ya ait bir ağ cihazını teknoloji fuarında izinsiz olarak fotoğrafladığı olayın da bireysel bir davranış olduğunu belirten savunma, çalışanın olayın ardından işten çıkarıldığını söyledi.

Davanın bir diğer önemli bölümünü Huawei'nin İran'daki faaliyetleri oluşturuyor.

Savcılık, Huawei'nin İran'daki ticari ilişkilerinin gerçek niteliğini bankalardan gizlediğini. Savcılık, Huawei'nin İran'daki ticari ilişkilerinin gerçek niteliğini bankalardan gizlediğini ve böylece ABD yaptırımlarına rağmen Amerikan finans sistemi üzerinden dolar transferleri gerçekleştirdiğini iddia ediyor.

İddia makamı ayrıca şirketin İran hükümetinin ülkedeki kişileri izlemesine yardımcı olduğuna ilişkin suçlamaları da gündeme getirdi.

Huawei'nin avukatları ise şirketin söz konusu para transferlerinin ABD yaptırım yasalarını ihlal ettiğini bildiğine yönelik yeterli kanıt bulunmadığını savundu.

Savunma ayrıca Huawei'yle çalışan bankaların şirketin İran'daki faaliyetlerinden haberdar olduğunu ve buna rağmen şirketle çalışmayı sürdürdüğünü ileri sürdü.

Huawei hakkındaki ceza süreci 2018 yılında hazırlanan iddianameyle başlamıştı.

Şirket ve dönemin Mali İşler Direktörü Meng Wanzhou, İran'daki faaliyetlere ilişkin bankalara yanıltıcı bilgi vermek, ABD yaptırımlarını aşmak. Amerikan finans sistemi üzerinden milyonlarca dolarlık işlem gerçekleştirmekle suçlanmıştı.

Dosya daha sonraki yıllarda genişletildi ve Huawei hakkında, bir şirket yapılanması içinde süreklilik gösteren yasa dışı faaliyetleri kapsayan ABD'nin RICO yasası kapsamında da suçlamalar yöneltildi.

Huawei Mali İşler Direktörü Meng Wanzhou, ABD'nin talebi üzerine 2018 yılında Kanada'nın Vancouver kentinde gözaltına alınmıştı.

Meng, yaklaşık üç yıl boyunca ABD'ye iade edilmesine karşı hukuk mücadelesi verdi. ABD, Çin ve Kanada arasında yürütülen diplomatik sürecin ardından serbest bırakılan Meng'in Çin'e dönmesine izin verildi.

Meng hakkındaki suçlamalar, varılan ertelenmiş kovuşturma anlaşması kapsamında 2022 yılında düşürüldü.

Ancak Meng'in anlaşma kapsamında kabul ettiği bazı hususların, yaklaşık üç ay sürmesi beklenen Huawei davasında delil olarak jüriye sunulması bekleniyor.

Ceza dosyasının bir bölümü, Reuters'ın 2012 ve 2013 yıllarında yayımladığı Huawei ile İran'da faaliyet gösteren Skycom arasındaki ilişkilere yönelik haberlere dayanıyor.

Reuters, Skycom'un 2010 yılında İran'ın en büyük cep telefonu operatörüne ambargo kapsamındaki Hewlett-Packard bilgisayar ekipmanlarını satmayı teklif ettiğini bildirmişti.

Haberde, teklifin değerinin en az 1,3 milyon avro olduğu belirtilmişti.

Reuters ayrıca Meng Wanzhou'nun Şubat 2008 ile Nisan 2009 arasında Skycom'un yönetim kurulunda görev yaptığını aktarmıştı.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, ABD'li savcıların Huawei hakkındaki suçlamalarına ilişkin yaptığı açıklamada, Washington yönetimini Çinli şirketleri baskı altına almaya çalışmakla suçladı.

Sözcü, Çin hükümetinin ABD'nin Çinli şirketlere yönelik "baskı ve çevreleme" politikalarına karşı olduğunu belirterek, Çinli şirketlerin meşru hak. Sözcü, Çin hükümetinin ABD'nin Çinli şirketlere yönelik "baskı ve çevreleme" politikalarına karşı olduğunu belirterek, Çinli şirketlerin meşru hak ve çıkarlarını korumasını desteklediklerini ifade etti.