9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır: Türkün yeniden doğuşu

· Cumhuriyet

9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır: Türkün yeniden doğuşu

Milli Mücadele 19 Mayıs 1919’da başladı, üç buçuk yıla yakın bir süre içinde 9 Eylül 1922’de zaferle sonuçlandı.

Bütün Cumhuriyet arşivi her yerde ve her an yanınızda! İster telefondan, ister bilgisayardan. Cumhuriyet Arşiv 1930 Yılından Bugüne 5.485.115+ Haber Kupürü App Store Google Play 50 BİN + İndirme Size En Uygun Paketi Seçin 4.5 değerlendirme Abonelik Seçeneklerini İnceleyin Edebiyatın. Kültürün Nabzı Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.

Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> 9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır: Türkün yeniden doğuşu Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Alev Coşkun Son Köşe Yazıları 9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır: Türkün yeniden doğuşu 09.09.2026 04:00 Güncellenme: 09.09.2026 04:00 Takip Et: 9 Eylül sonrasında İzmir'de Atatürk'e "Çok yoruldunuz artık kenara çekilip biraz dinlenirsiniz" dediler. Takip Et: Paylaş: Menü Giriş Yap Kayıt Ol eGazete Giriş Okuma Listem Gündem Yazarlar Çizerler Resmi İlanlar Oyun Siyaset Ekonomi Dünya Spor Yaşam Cumhuriyet'in Egesi Kültür Sanat Cumhuriyet Pazar Sürdürülebilirlik Cumhuriyet Kitap Gurme Sağlık Bilim ve Teknoloji Moda Eğitim Gezi Çevre Otomotiv İş Dünyası Kategoriler Astroloji Uygulamalar Hava Durumu Namaz Vakitleri --> 9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır: Türkün yeniden doğuşu Cumhuriyete Özel Kayıt Ol Giriş Yap --> Takip Et: Paylaş: Alev Coşkun Son Köşe Yazıları 9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır: Türkün yeniden doğuşu 09.09.2026 04:00 Güncellenme: 09.09.2026 04:00 Takip Et: 9 Eylül sonrasında İzmir'de Atatürk'e "Çok yoruldunuz artık kenara çekilip biraz dinlenirsiniz" dediler.

9 Eylül sonrasında İzmir'de Atatürk'e "Çok yoruldunuz artık kenara çekilip biraz dinlenirsiniz" dediler. Atatürk "Asıl savaş şimdi başlıyor" yanıtını verdi. Bu savaş gericiliğe karşı savaştı. Bu savaş gerici eğitime karşı savaştı. Bu savaş toplumu sömüren tarikatlara karşı savaştı. Temelde toplumun çağdaşlaşması ve çağdaş uygarlıklar düzeyine ulaşması için zorlu savaş başlıyordu.

Milli Mücadele 19 Mayıs 1919'da başladı, üç buçuk yıla yakın bir süre içinde 9 Eylül 1922'de zaferle sonuçlandı.

I. Dünya Savaşı'nın galipleri Ocak 1919'da Paris'te toplandı. Toplantıya İngiltere başbakanı, Fransa başbakanı ve İtalya başbakanı da katılmıştı. Bu toplantının doğal lideri İngiltere Başbakanı Lloyd George'dur. O toplantıda alınan karar gereği taşeron işgal güçleri, Yunan askerleri 15 Mayıs 1919'da İzmir'e çıktı.

I. Dünya Savaşı bitince 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondros Ateşkesi'nden sadece 14 gün sonra. Emperyalist galipler 13 Kasım 1918'de zaten İstanbul'u işgal etmişti.

İngiliz Başbakanı L. George, Türklerin Anadolu ve Trakya'dan sökülüp atılmasını, sonunda Orta Asya'ya sürülmesini istiyordu.

Milli Mücadele Yunan işgal güçlerine karşı bir savaştır. Ancak temelde arkadan Yunan işgal güçlerini yöneten, destekleyen. İstanbul'u işgal etmiş olan emperyalist devletlere, kuşkusuz başta İngiltere'ye karşı verilmiş bir savaştır.

9 Eylül zaferi sonrasında büyük bir siyasi yenilgiye uğrayan İngiltere Başbakanı L. George, başbakanlıktan istifa etti ve siyasi kariyeri de sonlandı. Bu durum Milli Mücadele'nin emperyalist devletlere karşı verildiğinin en açık kanıtıdır.

- İşbirlikçi, hain Padişah Vahdettin ve işbirlikçi hükümetlerine karşı savaş.

- Padişahın eşgüdümünde, İngiltere'nin desteği ile oluşturulan dinsel duygulara dayalı isyanlara karşı savaş.

- Emperyalist devletlerin taşeronu olan Yunan işgal güçlerine; Kahramanmaraş, Gaziantep ve Urfa'da İngiliz ve Fransız işgal kuvvetlerine karşı verilen sıcak savaş.

Bu büyük mücadelenin lideri Mustafa Kemal, bu savaşı kazanmak için önemli stratejik kararlar aldı ve uyguladı. Bu stratejik kararları özet olarak irdeleyelim.

Mustafa Kemal Samsun'da fazla kalmadı. Havza'ya geçti. Anadolu'da örgütlenmeye hız verilmesi, askeri depodaki silahların halka dağıtılması, imha edilmek için İstanbul'a gönderilen silah. Anadolu'da örgütlenmeye hız verilmesi, askeri depodaki silahların halka dağıtılması, imha edilmek için İstanbul'a gönderilen silah ve top mekanizmalarına el konması, emperyalist devletlerin hoşuna gitmemişti.

8 Haziran 1919'da Anadolu'ya çıkışının 20. gününde Mustafa Kemal İstanbul'a geri çağrıldı. O dönemde Osmanlı Genelkurmay başkanı olan Cevat Çobanlı Paşa, Mustafa Kemal'e, "Seni İngilizler çağırıyor" diye şifreli telgraf gönderdi. (Nutuk, S.20. )

Mustafa Kemal, Havza'dan Amasya'ya geçti. İstanbul, Mustafa Kemal'i ısrarla geri çağırıyordu.

"Anadolu'ya geçeli bir ay olmuştu. Yapılan geri çağırma emirlerine uymamış olmakla birlikte milli teşkilat hazırlıklarına devam etmekte olduğuma göre. Yapılan geri çağırma emirlerine uymamış olmakla birlikte milli teşkilat hazırlıklarına devam etmekte olduğuma göre, şahsen asi duruma geçmiş olduğuma şüphe yoktu." (Nutuk, S.21.) Mustafa Kemal şöyle devam ediyor: "O halde yapılacak işlerin bir an önce kişisel olmaktan çıkarılması, bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir kurul adına olması gerekliydi." 22 Haziran 1919'da yayımlanan Amasya İhtilal Bildirgesi'nin temeli işte bu stratejik karardır. " (Nutuk, S.21. )

Mustafa Kemal şöyle devam ediyor: "O halde yapılacak işlerin bir an önce kişisel olmaktan çıkarılması, bütün bir milletin birlik. Yapılan geri çağırma emirlerine uymamış olmakla birlikte milli teşkilat hazırlıklarına devam etmekte olduğuma göre, şahsen asi duruma geçmiş olduğuma şüphe yoktu." (Nutuk, S.21.) Mustafa Kemal şöyle devam ediyor: "O halde yapılacak işlerin bir an önce kişisel olmaktan çıkarılması, bütün bir milletin birlik ve dayanışmasını sağlayacak ve temsil edecek bir kurul adına olması gerekliydi." 22 Haziran 1919'da yayımlanan Amasya İhtilal Bildirgesi'nin temeli işte bu stratejik karardır. "

22 Haziran 1919'da yayımlanan Amasya İhtilal Bildirgesi'nin temeli işte bu stratejik karardır. Bildirge ne diyordu?

- Milletin bağımsızlığını, milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

- Sivas'ta bir kongre toplanacaktır. Bu bildirinin ertesi günü 23 Haziran 1919'da Mustafa Kemal görevinden azledildi ve 8 Temmuz 1919'da tutuklanması için emir yayımlandı.

Erzurum ve Sivas kongreleri kurumsallaşmanın sağlanmasını hedeflerken bu doğrultuda Temsil Heyeti'ni seçmiştir. Bu hedefin en üst düzeyde somutlaşması ise 23 Nisan 1920'de Ankara'da açılan TBMM ile gerçekleşmiştir.

23 Nisan 1920'de Meclis'in açılması, Milli Mücadele'nin halka yönelmesini ve gücünü doğrudan halktan almasını sağlamıştır. Ayrıca Meclis'e bağlı disiplinli ordunun kurulmasıyla, ülkenin dört bir yanında dağınık durumda bulunan Kuvayı Milliye birlikleri TBMM ordusu içinde birleştirilmiştir.

I. ve II. İnönü savaşları ardından Sakarya Meydan Savaşı, Milli Mücadele'yi halka yayma ve 30 Ağustos taarruz savaşı için zaman kazanma savaşlarıdır.

Üçüncü önemli savaş stratejisi "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. " (Savunma çizgisi yoktur, savunma alanı vardır. O alan bütün vatandır. )

Sakarya Savaşı bir ölüm kalım savaşıydı. Güç dengesi Yunanların lehineydi. Yunan işgal güçleri Ankara sınırlarına kadar gelmişti. En önemli askeri strateji eldeki kısıtlı olanakları en doğru biçimde kullanmaktı.

Milli ordu yukarıda belirlenen strateji gereği savunma alanından taviz vermiyor, direniyordu.

22 gün 22 gece süren savaş kazanıldı. Artık Büyük Taarruz'un kazanılacağına ve "zafer"e ulaşılacağına inanılmıştı.

30 Ağustos günü bu sütunlarda yayımlanan yazımız "30 AğustosBüyük Taarruz'un Stratejik Noktaları" başlığını taşıyordu. Bu yazıda Atatürk'ün iç cephe konusundaki görüşleri anlatılmıştır.

Mustafa Kemal, Nutuk'ta şöyle diyor: "Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği cephedir. Görünürdeki cephe ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir hatta yenilebilir.

Önemli olan memleketi temelinden yıkan, milleti esir ettiren iç cephenin çöküşüdür. Düşmanlar iç cepheyi yıkmak için asırlardır çalışmaktadırlar. "

Bütün dünya harp akademilerinde üçlü güç stratejisinde en önemli unsur "silahlı güç", "ordu" olarak kabul ediliyordu. Atatürk silahlı güç ordudan önce "millete", "iç cepheye" önem vermiştir.

Sonunda 30 Ağustos Savaşı ile işgalci Yunan güçleri püskürtüldü. 9 Eylül 1922'de tüm Ege bölgesi ve İzmir yabancı işgalden kurtuldu.

9 Eylül zaferi aynı zamanda yeni bir dönemin kapılarının açılışıdır.

9 Eylül sonrasında İzmir'de Atatürk'e, "Çok yoruldunuz artık kenara çekilip biraz dinlenirsiniz" dediler. Atatürk, "Dinlenme ne kelime, asıl savaş şimdi başlıyor" dedi. Bu savaş gericiliğe karşı savaştı.

Bu savaş gerici eğitime karşı savaştı. Bu savaş toplumu sömüren tarikatlara karşı savaştı. Temelde toplumun çağdaşlaşması ve çağdaş uygarlıklar düzeyine ulaşması için zorlu savaş başlıyordu.

Nitekim 9 Eylül'den 1 ay 20 gün sonra 600 yıllık saltanat kaldırıldı. 1 yıl 1 ay 20 gün sonra 29 Ekim 1923'te cumhuriyet ilan edildi. 3 Mart 1924'te halifelik kaldırıldı. Din devletine son verildi.

"Uygarlık yolunda yürümek ve başarılı olmak yaşam koşuludur. Bu yol üzerinde duraklayanlar veyahut bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cehalet. Bu yol üzerinde duraklayanlar veyahut bu yol üzerinde ileri değil geriye bakmak cehalet ve gafletinde bulunanlar, uygarlığın coşkun seli altında boğulmaya mahkûmdurlar. (. . )"

Türk toplumu, Cumhuriyetin temel ilkelerini ve Aydınlanma Devrimlerini içtenlikle benimsemiştir. Onu bu aydınlık yoldan hiçbir güç ayıramayacaktır. Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Aydınlanma Devrimleri, yaşasın çağdaşlaşma.

“Mostra” perdelerinde bu hafta sonu, hiç beklemediğimiz kadar hafif ama derinlikli, ummadığımız kadar da hoş. “Mostra” perdelerinde bu hafta sonu, hiç beklemediğimiz kadar hafif ama derinlikli, ummadığımız kadar da hoş ve eğlendirici, üstelik çok boyutlu ve düşündürücü filmlerden oluşan güzel bir “aşk” parantezi yaşadık.