· Cumhuriyet
Bence 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan Muharebesi Türk tarihinin en önemli, en büyük zaferidir.
Selçuklular, Malazgirt Savaşı'nı kaybetselerdi birkaç yıl sonra tekrar gelip Anadolu'ya girerlerdi, yine yerleşirlerdi. Buna karşılık Kurtuluş Savaşı'nın kaybedilmesi senaryosunda bu mücadelenin bir rövanşının olmayacağına dikkat çekiliyor. Öz savunma savaşları ise bir toplumun toprağını, malını, canını koruması demektir. Kurtuluş Savaşı'ndaki 'Ya istiklal ya ölüm' parolası Shakespeare'in 'Olmak veya olmamak' ifadesiyle eş değer tutulurken, Türk milletinin Mustafa Kemal önderliğinde var olmayı ve çağdaşlaşmayı başardığı vurgulanıyor.
Rivayete göre Yunan Savunma hatlarını gezen bir İngiliz generali, "Türkler eğer bu hattı altı aydı aşabilirlerse altı günde aştıklarını iddia edebilirler" demişti. Ancak Türk ordusu söz konusu mevzileri altı saat içinde aştı. 26 Ağustos sabahından itibaren işgal kuvvetleri tüm hatlarda gerilemeye başladı ve birliklerini toplamaya çalıştı. Mustafa Kemal ise düşman kuvvetlerinin kimisini Batı'ya, kimisini Kuzey'e, kimisini Kuzey Doğu'ya, kimisini de Güney'e sürerek Dumlupınar'da bir araya toplamak istiyordu. 29 Ağustos gecesi sıtma nöbeti geçiren Başkomutan, sahra çadırındaki sedirde yatarken gelen telgraflara göre birliklerin ulaştığı son noktaları harita üzerinde işaretledi. Gece yarısı gelen son telgrafın ardından sedirden kalkıp 'Sardık!' diye bağırdığı, ancak haberleşme imkânlarının yetersizliği nedeniyle her iki ordunun da bu durumdan henüz haberdar olmadığı ifade ediliyor. Kalktı, giyindi Fevzi ve İsmet Paşa'yla bir araya geldi.
30 Ağustos sabahı Yunan kuvvetlerinin tamamen sarıldığı, çemberin yalnızca İzmir yönündeki küçük bir kısmının açık bırakıldığı belirtiliyor. İkinci neden ise başkumandanın tüm düşman kuvvetlerini öldürmek istememesiydi. (Benzeri taktiği Bandırma'yı ve Erdek'i kurtarırken Halit Paşa da uygulayacaktı.) 31 Ağustos-9 Eylül arası düşman kuvvetleri İzmir'e doğru kaçtı, hemen arkalarından gelen Türk askeri, savaşın 14. 31 Ağustos ile 9 Eylül arasında İzmir'e doğru kaçan düşman birliklerini takip eden Türk askerinin harekatın 14. gününde şehre girdiği aktarılıyor. İzleyen günlerde bir akşam yemeğinde arkadaşları başkomutana şaka yapmak için, "Paşam sen bir günlük hesap hatası yaptın; 'Afyon'dan taarruza geçtiğimizin 15. günü İzmir'e gireriz dediniz, 14. gün girdiniz' diyerek yaptığı şakayı ciddiye alan Mustafa Kemal'in, askerlerin tavsiye edilen 15 dakikalık uykuları uyumadan ilerlediğini ve 15 günlük yolu 14 günde tamamladığını söylediği naklediliyor.
Bir süre önce tanınmış bir din adamı "Keşke Kurtuluş Savaşı'nı Yunanlılar kazansaydı" dedi. Napolyon'un nankörlük dışındaki hataları affedebileceğine dair sözüne atıf yapılarak 30 Ağustos zaferine nankörlük edilmediği vurgulanıyor. 26 Ağustos’ta başlayan Büyük Taarruz, Dumlupınar’daki kuşatmayla zafere ulaşırken “Ya istiklal ya ölüm” diyen bir milletin bağımsızlığını ve geleceğini kendi elleriyle kurmasının yolunu açtı.
Fransa’da uzun zamandan beri, Türk sineması için bu denli zengin bir mevsim açılışı yaşamamıştık... [Eğitim Sen’in, bu yıl “Eşitlik ve Özgürlük İçin” başlığıyla altıncısını düzenlediği “Demokratik Eğitim Kurultayı”nda dün anadilde eğitim ile ilgili rapor sunuldu... Cumhurbaşkanının masasında incelenen bir anayasa taslağı olduğuna dair kulis haberleri ile 7 Ağustos 2026'da gündeme gelen olaylar aktarılıyor.
Melih Gökçek hakkındaki yazılarda gazetecilikte bazı soruların cevaplardan daha güçlü olduğu vurgulanıyor. 31 Ağustos 2021 tarihinin Ferhan Şensoy'un vefat ettiği gün olduğu hatırlatılırken, tutuklanan Ermenistan eski cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'ın açıklamalarına atıf yapılıyor. PKK/KCK terör örgütüne belirli koşullarla düzenleme getiren 7595 sayılı Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un 18.08.2026 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği bildiriliyor. Süper Lig'de Trabzonspor'un Amedspor karşısında öne geçmesine karşın skor üstünlüğünü koruyamadığı aktarılıyor. Son olarak Kohlberg'in altı basamaklı ahlaki gelişim kuramı ile insan ilişkilerinde rekabet, haset ve kıskançlık kavramlarının sınırları ele alınıyor.
Kaynak: Cumhuriyet · Derleyen: Elif Aktürk